Recep Tayyip ERDOĞAN

Türkiye’nin ilk seçilmiş Cumhurbaşkanı

Recep Tayyip ERDOĞAN Türkiye’nin ilk seçilmiş Cumhurbaşkanı

Recep Tayyip ERDOĞAN Türkiye’nin ilk seçilmiş  Cumhurbaşkanı

“Tarihimizde olduğu gibi bundan sonra da bölgesinde ve dünyada söz sahibi bir ülke olarak geleceğe ilerleyeceğiz

“CUMHURBAŞKANI’NIN HALK

TARAFINDAN SEÇİLMESİYLE

DEMOKRASİ VE MİLLÎ İRADE

ÇOK DAHA GÜÇLENDİ”

 

Cumhuriyet tarihimizde ilk kez, 10 Ağustos tarihinde, milletimiz sandık başına gitti ve hür iradesiyle Cumhurbaşkanı’nı sandıkta belirledi.

10 Ağustos seçimlerinin, 2013 yılı sonunda millî iradeye ve demokrasiye yönelik darbe girişimine de en güzel, en esaslı cevabı verdi.

 

Bir konuşmasında; “2023 yılına, yani Cumhuriyetimizin kuruluşunun 100’üncü yıl dönümüne sadece 8 yıl kaldı. 2023 yaklaşırken, bir yandan heyecanımız artıyor, ama bir yandan da umudumuz, gayretimiz ve mücadelemiz güç kazanıyor. Bu aziz millet, birlik içinde olduğu müddetçe, önüne koyduğu her hedefe mutlaka ve mutlaka ulaşacaktır. Tarihimiz, bunun güzel örnekleriyle doludur” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, bizi, ülke olarak, millet olarak bu kutlu yoldan ayırmak, bu güzel hedeflerden uzaklaştırmak için mücadele edenler de olacağına da dikkat çekerek, “Kimi zaman içimizdeki hainler, kimi zaman yurt dışındaki hasımlar, büyük bir Türkiye’nin inşa ediliyor olmasından, bölgesinde ve dünyada öncü bir Türkiye’nin yükseliyor olmasından rahatsızlıklarını dile getireceklerdir. Biz, bu hainlere aldanmayacağız, bu hainlerin ipini elinde tutan karanlık odaklara asla boyun eğmeyeceğiz” dedi.

Cumhurbaşkanımız Erdoğan, tarihimiz boyunca nasıl yılmadan, yıkılmadan ve kararlı bir yürüyüş gerçekleştirdiysek, bundan sonra da güçlü, itibarlı, bölgesinde ve dünyada söz, etki ve güç sahibi bir ülke olarak geleceğe ilerleyeceğimizi belirterek, “Umudumuzun, heyecanımızın, millet mefkûremizin ve kardeşliğimizin hiç kimse ve hiçbir güç tarafından zedelenmesine izin vermeyeceğiz. Ekonomimize, demokrasimize, aktif ve barışçı dış politikamıza, içerde huzur ve refahımıza hiçbir karanlık elin dokunmasına göz yummayacağız” şeklinde sözlerini tamamladı.

 

 

Aslen Rizeli olan Recep Tayyip Erdoğan 26 Şubat 1954’te İstanbul’da doğdu. 1965 yılında Kasımpaşa Piyale İlkokulu’ndan, 1973 yılında ise İstanbul İmam Hatip Lisesi’nden mezun oldu. Fark dersleri sınavını vererek Eyüp Lisesi’nden de diploma aldı. Üniversiteyi Marmara Üniversitesi İktisadî ve Ticarî Bilimler Fakültesi’nde okuyan Erdoğan, bu okuldan 1981 yılında mezun oldu. Recep Tayyip Erdoğan evli ve 4 çocuk babasıdır.

 

Gençlik yıllarından itibaren sosyal hayat ve siyasetle iç ice bir yaşamı tercih eden Erdoğan, disiplinli ekip çalışmasının ve takım ruhunun önemini kendisine çok genç yaşlarda öğreten futbolla 1969-1982 yılları arasında amatör olarak ilgilendi. Aynı zamanda bu yıllar, genç bir idealist olarak memleket meseleleri ve toplumsal sorunlarla ilgilenen Recep Tayyip Erdoğan’ın aktif politikaya adım attığı döneme rastlamaktadır.

Lise ve üniversite yıllarında Millî Türk Talebe Birliği öğrenci kollarında aktif görev alan Recep Tayyip Erdoğan, 1976 yılında MSP Beyoğlu Gençlik Kolu Başkanlığı’na ve aynı yıl MSP İstanbul Gençlik Kolları Başkanlığı’na seçildi. 1980 yılına kadar bu görevlerini sürdüren Erdoğan, siyasi partilerin kapatıldığı 12 Eylül döneminde, özel sektörde bir süre müşavirlik ve üst düzey yöneticilik yaptı.

1983 yılında kurulan Refah Partisi ile fiilî siyasete geri dönen Recep Tayyip Erdoğan, 1984 yılında Refah Partisi Beyoğlu İlçe Başkanı, 1985 yılında ise Refah Partisi İstanbul İl Başkanı ve Refah Partisi MKYK üyesi oldu. İstanbul İl Başkanlığı görevi sırasında diğer siyasi partiler için de model olan yeni bir örgütsel yapı geliştiren Erdoğan, bu dönemde özellikle kadınların ve gençlerin siyasete katılımını artırmaya yönelik çalışmalar yaptı; siyasetin tabana yayılarak geniş halk kitleleri tarafından benimsenip itibar görmesi yolunda önemli adımlar attı. Bu yapılanma, mensubu bulunduğu Refah Partisi’ne 1989 Beyoğlu yerel seçimlerinde büyük bir başarı kazandırırken, yurt genelinde de parti çalışmaları için örnek teşkil etti.

 

27 Mart 1994 yerel seçimlerinde İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı seçilen Recep Tayyip Erdoğan, siyasî yeteneği, ekip çalışmasına verdiği önem, insan kaynakları ve malî konulardaki başarılı yönetimiyle dünyanın en önemli metropollerinden biri olan İstanbul’un kronikleşmiş sorunlarına doğru teşhis ve çözümler üretti. Su sorunu, yüzlerce kilometrelik yeni boru hatlarının döşenmesiyle; çöp sorunu ise dönemin en modern geri-dönüşüm tesislerinin kurulmasıyla çözümlendi. Hava kirliliği sorunu Erdoğan döneminde geliştirilen doğalgaza geçiş projeleriyle son bulurken, kentin trafik ve ulaşım açmazına karşı 50’den fazla köprü, geçit ve çevre yolu inşa edildi; sonraki dönemlere ışık tutacak birçok proje geliştirildi. Belediye kaynaklarının doğru kullanımı ve yolsuzluğun önlenmesi amacıyla olağanüstü önlemler alan Erdoğan, 2 milyar dolar borçla devraldığı İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin borçlarını büyük ölçüde ödedi ve bu arada 4 milyar dolarlık yatırım gerçekleştirdi. Böylece, Türkiye’nin belediyecilik tarihinde yeni bir çığır açan Erdoğan, bir yandan diğer belediyelere örnek olurken, bir yandan da halk nezdinde büyük bir güven kazandı.

 

Recep Tayyip Erdoğan, 12 Aralık 1997’de Siirt’te halka hitaben yaptığı konuşma sırasında, Millî Eğitim Bakanlığı tarafından öğretmenlere tavsiye edilen ve bir devlet kuruluşu tarafından yayınlanan bir kitaptaki şiiri okuduğu için hapis cezasına mahkum edildi ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevine son verildi.

 

Recep Tayyip Erdoğan, 4 ay kaldığı cezaevinden çıktıktan sonra kamuoyunun ısrarlı talebi ve gelişen demokratik sürecin bir sonucu olarak 14 Ağustos 2001’de arkadaşlarıyla birlikte Adalet ve Kalkınma Partisi’ni (AK Parti) kurdu ve Kurucular Kurulu tarafından AK Parti’nin Kurucu Genel Başkanı seçildi. Milletin teveccüh ve güveni AK Parti’yi daha kuruluşunun ilk yılında Türkiye’nin en geniş halk desteğine sahip siyasî hareketi haline getirdi ve 2002 yılı genel seçimlerinde üçte iki parlamento çoğunluğuyla tek başına iktidara taşıdı.

 

Hakkındaki mahkeme kararı nedeniyle 3 Kasım 2002 seçimlerinde milletvekili adayı olamayan Erdoğan, yapılan yasal düzenlemeyle milletvekili adaylığının önündeki yasal engelin kalkması üzerine, 9 Mart 2003’te Siirt ili milletvekili yenileme seçimine katıldı. Bu seçimde oyların yüzde 85’ini alan Erdoğan, 22. Dönem Siirt Milletvekili olarak parlamentoya girdi.

15 Mart 2003 tarihinde Başbakanlık görevini üstlenen Recep Tayyip Erdoğan, aydınlık ve sürekli kalkınan bir Türkiye idealiyle, hayatî öneme sahip birçok reform paketini kısa süre içinde uygulamaya koydu. Demokratikleşme, şeffaflaşma ve yolsuzlukların engellenmesi yolunda büyük mesafeler kat edildi. Buna paralel olarak ülke ekonomisi ve toplum psikolojisini olumsuz yönde etkileyen ve onyıllardır çözülemeyen enflasyon kontrol altına alındı, itibarını yeniden kazanan Türk Lirası’ndan 6 sıfır atıldı. Devletin borçlanma faiz oranları aşağı çekildi, kişi başına düşen millî gelirde büyük artış gerçekleştirildi. Ülke tarihinde daha önce görülmemiş hız ve sayıda baraj, konut, okul, yol, hastane ve enerji santrali hizmete girdi. Bütün bu olumlu gelişmeler, bazı yabancı gözlemciler ve Batılı liderler tarafından “Sessiz Devrim” olarak adlandırıldı.

 

Recep Tayyip Erdoğan, Avrupa Birliği’ne giriş sürecinde ülke tarihinin dönüm noktası olarak nitelenen başarılı girişimlerine ek olarak, akılcı dış politikası ve yoğun ziyaret-temas trafiğiyle Kıbrıs sorununun kalıcı çözüme kavuşturulması ve dünyanın çeşitli ülkeleriyle verimli ilişkiler geliştirilmesi konularında önemli adımlar attı. Tesis edilen istikrar ortamı iç dinamikleri harekete geçirirken, Türkiye’yi bir merkez ülke haline getirdi. Türkiye’nin ticaret hacmi ve siyasal gücü, yalnız içinde bulunduğu coğrafî bölgede değil, uluslararası alanda da hissedilir düzeyde arttı.

Recep Tayyip Erdoğan, 22 Temmuz 2007 genel seçimlerinde %46.6 oy alarak büyük bir zafer kazanan Ak Parti’nin Genel Başkanı olarak Türkiye Cumhuriyeti’nin 60. Hükümeti’ni kurdu ve tekrar güvenoyu aldı.

Recep Tayyip Erdoğan, 12 Haziran 2011 seçimlerinden de daha büyük bir zaferle çıktı ve % 49.8 oy alarak 61. Hükümeti kurdu.

10 Ağustos 2014 Pazar günü halkın oyları ile 12. Cumhurbaşkanı

seçildi.

 

 3 Kasım 2002 erken seçim kararı öncesi, Türkiye’nin en güçlü partisinin genel başkanı olan Erdoğan’ın, bir son dakika kararıyla, seçime girmesi yasaklandı.

Karar sonrası yaptığı konuşmasında, “Bu benim şahsi hikâyem olmaktan çıkmıştır. Artık bu hikâye milletimizin hak arama mücadelesidir” diyerek milletin yüreğindeki koru alevlendirdi.

3 Kasım 2002’de Ak Parti “Anadolu ihtilali” yaparak tek başına iktidar oldu.

Erdoğan, 9 Mart 2003’te Siirt milletvekili yenileme seçimine katıldı ve oyların % 85’ini alarak meclise girdi.

Recep Tayyip Erdoğan, 15 Mart 2003’te, 49 yaşında, 59.hükümetin başbakanı olarak görevi Abdullah Gül’den devraldı.

 

 

Gençlik yıllarından itibaren sosyal hayat ve siyasetle iç ice bir yaşamı tercih eden Erdoğan, disiplinli ekip çalışmasının ve takım ruhunun önemini kendisine çok genç yaşlarda öğreten futbolla 1969-1982 yılları arasında amatör olarak ilgilendi. Aynı zamanda bu yıllar, genç bir idealist olarak memleket meseleleri ve toplumsal sorunlarla ilgilenen Recep Tayyip Erdoğan’ın aktif politikaya adım attığı döneme rastlamaktadır.

Lise ve üniversite yıllarında Millî Türk Talebe Birliği öğrenci kollarında aktif görev alan Recep Tayyip Erdoğan, 1976 yılında MSP Beyoğlu Gençlik Kolu Başkanlığı’na ve aynı yıl MSP İstanbul Gençlik Kolları Başkanlığı’na seçildi. 1980 yılına kadar bu görevlerini sürdüren Erdoğan, siyasi partilerin kapatıldığı 12 Eylül döneminde, özel sektörde bir süre müşavirlik ve üst düzey yöneticilik yaptı.

1983 yılında kurulan Refah Partisi ile fiilî siyasete geri dönen Recep Tayyip Erdoğan, 1984 yılında Refah Partisi Beyoğlu İlçe Başkanı, 1985 yılında ise Refah Partisi İstanbul İl Başkanı ve Refah Partisi MKYK üyesi oldu. İstanbul İl Başkanlığı görevi sırasında diğer siyasi partiler için de model olan yeni bir örgütsel yapı geliştiren Erdoğan, bu dönemde özellikle kadınların ve gençlerin siyasete katılımını artırmaya yönelik çalışmalar yaptı; siyasetin tabana yayılarak geniş halk kitleleri tarafından benimsenip itibar görmesi yolunda önemli adımlar attı. Bu yapılanma, mensubu bulunduğu Refah Partisi’ne 1989 Beyoğlu yerel seçimlerinde büyük bir başarı kazandırırken, yurt genelinde de parti çalışmaları için örnek teşkil etti.

 

27 Mart 1994 yerel seçimlerinde İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı seçilen Recep Tayyip Erdoğan, siyasî yeteneği, ekip çalışmasına verdiği önem, insan kaynakları ve malî konulardaki başarılı yönetimiyle dünyanın en önemli metropollerinden biri olan İstanbul’un kronikleşmiş sorunlarına doğru teşhis ve çözümler üretti. Su sorunu, yüzlerce kilometrelik yeni boru hatlarının döşenmesiyle; çöp sorunu ise dönemin en modern geri-dönüşüm tesislerinin kurulmasıyla çözümlendi. Hava kirliliği sorunu Erdoğan döneminde geliştirilen doğalgaza geçiş projeleriyle son bulurken, kentin trafik ve ulaşım açmazına karşı 50’den fazla köprü, geçit ve çevre yolu inşa edildi; sonraki dönemlere ışık tutacak birçok proje geliştirildi. Belediye kaynaklarının doğru kullanımı ve yolsuzluğun önlenmesi amacıyla olağanüstü önlemler alan Erdoğan, 2 milyar dolar borçla devraldığı İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin borçlarını büyük ölçüde ödedi ve bu arada 4 milyar dolarlık yatırım gerçekleştirdi. Böylece, Türkiye’nin belediyecilik tarihinde yeni bir çığır açan Erdoğan, bir yandan diğer belediyelere örnek olurken, bir yandan da halk nezdinde büyük bir güven kazandı.

 

Recep Tayyip Erdoğan, 12 Aralık 1997’de Siirt’te halka hitaben yaptığı konuşma sırasında, Millî Eğitim Bakanlığı tarafından öğretmenlere tavsiye edilen ve bir devlet kuruluşu tarafından yayınlanan bir kitaptaki şiiri okuduğu için hapis cezasına mahkum edildi ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevine son verildi.

 

Recep Tayyip Erdoğan, 4 ay kaldığı cezaevinden çıktıktan sonra kamuoyunun ısrarlı talebi ve gelişen demokratik sürecin bir sonucu olarak 14 Ağustos 2001’de arkadaşlarıyla birlikte Adalet ve Kalkınma Partisi’ni (AK Parti) kurdu ve Kurucular Kurulu tarafından AK Parti’nin Kurucu Genel Başkanı seçildi. Milletin teveccüh ve güveni AK Parti’yi daha kuruluşunun ilk yılında Türkiye’nin en geniş halk desteğine sahip siyasî hareketi haline getirdi ve 2002 yılı genel seçimlerinde üçte iki parlamento çoğunluğuyla tek başına iktidara taşıdı.

 

Hakkındaki mahkeme kararı nedeniyle 3 Kasım 2002 seçimlerinde milletvekili adayı olamayan Erdoğan, yapılan yasal düzenlemeyle milletvekili adaylığının önündeki yasal engelin kalkması üzerine, 9 Mart 2003’te Siirt ili milletvekili yenileme seçimine katıldı. Bu seçimde oyların yüzde 85’ini alan Erdoğan, 22. Dönem Siirt Milletvekili olarak parlamentoya girdi.

15 Mart 2003 tarihinde Başbakanlık görevini üstlenen Recep Tayyip Erdoğan, aydınlık ve sürekli kalkınan bir Türkiye idealiyle, hayatî öneme sahip birçok reform paketini kısa süre içinde uygulamaya koydu. Demokratikleşme, şeffaflaşma ve yolsuzlukların engellenmesi yolunda büyük mesafeler kat edildi. Buna paralel olarak ülke ekonomisi ve toplum psikolojisini olumsuz yönde etkileyen ve onyıllardır çözülemeyen enflasyon kontrol altına alındı, itibarını yeniden kazanan Türk Lirası’ndan 6 sıfır atıldı. Devletin borçlanma faiz oranları aşağı çekildi, kişi başına düşen millî gelirde büyük artış gerçekleştirildi. Ülke tarihinde daha önce görülmemiş hız ve sayıda baraj, konut, okul, yol, hastane ve enerji santrali hizmete girdi. Bütün bu olumlu gelişmeler, bazı yabancı gözlemciler ve Batılı liderler tarafından “Sessiz Devrim” olarak adlandırıldı.

 

Recep Tayyip Erdoğan, Avrupa Birliği’ne giriş sürecinde ülke tarihinin dönüm noktası olarak nitelenen başarılı girişimlerine ek olarak, akılcı dış politikası ve yoğun ziyaret-temas trafiğiyle Kıbrıs sorununun kalıcı çözüme kavuşturulması ve dünyanın çeşitli ülkeleriyle verimli ilişkiler geliştirilmesi konularında önemli adımlar attı. Tesis edilen istikrar ortamı iç dinamikleri harekete geçirirken, Türkiye’yi bir merkez ülke haline getirdi. Türkiye’nin ticaret hacmi ve siyasal gücü, yalnız içinde bulunduğu coğrafî bölgede değil, uluslararası alanda da hissedilir düzeyde arttı.

Recep Tayyip Erdoğan, 22 Temmuz 2007 genel seçimlerinde %46.6 oy alarak büyük bir zafer kazanan Ak Parti’nin Genel Başkanı olarak Türkiye Cumhuriyeti’nin 60. Hükümeti’ni kurdu ve tekrar güvenoyu aldı.

Recep Tayyip Erdoğan, 12 Haziran 2011 seçimlerinden de daha büyük bir zaferle çıktı ve % 49.8 oy alarak 61. Hükümeti kurdu.

10 Ağustos 2014 Pazar günü halkın oyları ile 12. Cumhurbaşkanı

seçildi.

 

Milletimiz, Türkiye Cumhuriyeti devletini ve milli birliğini temsil eden Cumhurbaşkanını ilk defa doğrudan kendisi seçmiştir. Bu tarihi bir olaydır.

Bu tarihi seçim, anayasadan kurumların işlevlerine, toplumsal barıştan Türkiye’nin dünya siyasetindeki rolüne kadar her alanı dönüştürecek bir devrimdir.

Bu seçim; değişim, demokrasi, açıklık ve refah iradesi ile tutuculuk, vesayetçilik, kapalılık ve ekonomik oligarşi odakları arasında yapılmış bir seçimdir.

Milletimiz her zaman olduğu gibi kendi iradesine, geleceğine ve birliğine sahip çıkmıştır.

 

Cumhurbaşkanı Erdoğan; ‘‘Türkiye, artık siyasi ve ekonomik kriz endişesi içinde olan değil, herkesin geleceğe güvenle baktığı bir ülkedir. 

Türkiye, artık sağlıktan eğitime, ulaşımdan konuta, adaletten emniyete kadar her alanda hizmetlerden mahrum olan insanların değil, kaliteli hizmet alan insanların ülkesidir.

Türkiye, artık her sabah bir kriz veya darbe haberi alma korkusuyla yaşayanların değil, çocukları ve ülkesi için geleceğe güvenle bakan insanların ülkesidir.

Türkiye, artık yardım alan değil, yardım eden bir ülkedir. Takip eden değil, takip edilen ülkedir.

Türkiye, artık kıyafeti veya inancı yüzünden okul ve devlet dairesi kapılarından kovulanların değil, her kimliğin, her inancın, her yaşam tarzının serbestçe birlikte yaşadığı bir ülkedir.

Artık vatandaşımız daha müreffeh… Artık vatandaşımız daha özgür… Artık vatandaşımız daha saygın, daha güvenli, daha ümitli…

Cumhuriyetimizin 100. yılı olan 2023, milletimiz için büyük bir hedeftir. Siyasette, ekonomide, kültürde, bilimde, hayat kalitesinde milletimize lâyık çok daha ileri düzeylere ulaşmalıyız. Gayretimiz, çabamız, çalışmamız bu büyük hedef içindir.’’

 

Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın Cumhuriyetimizin 100. yılı olan 2023 için tasavvuru;

Yeni Türkiye hedefine yorulmadan, bıkmadan, yılmadan ilerleyeceğiz. Milletimiz ile hangi siyasi görüşten, hangi sosyal, dini, etnik kimlikten gelirse gelsin bütün vatandaşlarımız ile birlikte, can cana, yan yana Yeni Türkiye idealini gerçekleştireceğiz. Sevdamız da, davamız da budur.

Yeni Türkiye, devletin milletiyle, tarihiyle ve coğrafyasıyla barıştığı Türkiye’dir. Kendi tarihinden, kültüründen, dilinden ve coğrafyasından uzak kalan değil, aksine ondan güç alan, onunla gurur duyan bir Türkiye inşa ediyoruz.

Yeni Türkiye, büyümüş, kalkınmış ve güçlü Türkiye’dir.

Yeni Türkiye, daha da çoğullaşan, farklılaşan toplumumuzu kucaklayan Türkiye’dir.

Yeni Türkiye, toplumsal refah, büyük ekonomi, siyasi istikrar ve ileri demokrasi üzerinde yükselen Türkiye’dir.

Yeni Türkiye, her insanının vatandaş olmakla gurur duyacağı dünya devleti Türkiye’dir.

Yeni Türkiye, dünyaya daha açık, daha şeffaf, öncü bir Türkiye olacaktır.

Yeni Türkiye, bölge ve dünya barışına, adalete ve hakkaniyete daha çok hizmet eden bir Türkiye olacaktır.

Yeni Türkiye, dünyaya söz söyleyen, dünya ölçeğinde hareket eden bir Türkiye olacaktır.

Yeni Türkiye, bilgisi, üretimi ve yönetimi ile lider bir Türkiye olacaktır.

Yeni Türkiye, eğitimden kültüre, enerjiden ulaşıma, sağlıktan çevreye her alanda artık dünyaya yeni aşamalar, yeni standartlar getiren, işler yapan bir Türkiye olacaktır.

Yeni Türkiye, üretimden spora, bilimden ihracata kadar dünya markası olan bir Türkiye olacaktır.

Yeni Türkiye, finansta, sağlıkta, eğitimde, kültürde dünyanın cazibe merkezi olan bir Türkiye olacaktır.

Yeni Türkiye; bütün farklılıkları ile birbirini seven, birbirine kenetlenmiş, kendine güvenen, özgür, sorumlu ve erdemli insanlarıyla yeniden dünyanın medeniyet merkezi olan bir Türkiye olacaktır.

 

Yeni Türkiye, büyük ve öncü Türkiye olacaktır…

Yeni Türkiye ve Dünya

 

Dış politikada hedefimiz, ülkemizin mücavir bölgelerde belirleyici ve düzen kurucu, küresel alanda etkin ve yönlendirici bir aktör olarak konumunun güçlendirilmesi olmalıdır.

Yeni Türkiye vizyonumuzda gerçekçi, açık, barışçı ve diyaloğa dayalı bir dış politika

öngörüyoruz.

Yeni Türkiye, dünya ile entegrasyonunu daha da artıracaktır. Artık işadamımızdan öğrencimize, bürokratımızdan sade vatandaşımıza kadar herkesin dünyası kendi şehriyle, kendi bölgesiyle sınırlı kalmamalı, bütün dünyaya açık olmalıdır.

Yeni Türkiye etkin, hakkaniyeti gözeten, çok boyutlu ve itibarlı bir dış politikaya dayanmalıdır.

Yeni Türkiye, güçlü, büyük ve öncü Türkiye olmalıdır.

 

Bölge Vizyonumuz

Yeni Türkiye siyasi, ekonomik ve sosyal dönüşümüyle hem dünyada, hem de bölgede büyük bir etkiye sahip olacaktır. Ülke ekonomimiz dünya ile bütünleştikçe bölgesel ekonominin de merkezi olacaktır. Bölgemiz işadamlarının sürekli hareket ettiği, ekonomik faaliyetlerin yoğunlaştığı bir bölge olacaktır. Böylece bölgesel ekonomik kalkınma, bölgedeki barışı da güçlendirecektir.

 

Uluslararası Düzen ve Adalet

2023 yolunda milli çıkarlarımızı daha da güçlendirecek, uluslararası adalet ve hakkaniyet arayışımızı müttefiklerimiz ve dostlarımızla kuracağımız diyaloglarla daha ileri noktalara taşıyacağız.

 

O, yüreği ve değerleriyle muhafazakâr, iradesi ve icraatlarıyla devrimci. O milletine hizmetkâr, sessiz devrimlerin kaptanı, değişimin lideri. Demokrat reformcu…

O, Türkiye sevdalısı, hizmetin ustası… Sessizlerin sesi, ilklerin mimarı, ilkelerin savunucusu.

O milletin adamı…

O Recep Tayyip ERDOĞAN…

Add comment

+ 28 = 34