Mehmet ÇEBİ

İstanbul Antik Sanat Galerisi

İstanbul Antik Sanat Galerisi Mehmet ÇEBİ

İstanbul Antik Sanat Galerisi Mehmet ÇEBİ

Hilye-i şerif, hat, İslam eserleri, geleneksel sanatlar ve koleksiyonerlik deyince ilk akla gelen kişi şüphesiz Mehmet Çebi. Yolumuz Çebi’nin Teşvikiye’deki İstanbul Antik Sanat Galerisi’ne düştüğünde bizi, geçmişin tüm çizgilerini taşıyan yüzlerce sanat eseri karşıladı. Buram buram sanat kokan atölyede sohbetin keyifli olacağı adeta garantiydi ve öyle de oldu… Röportajımız aşağıda…

Müzecilik sicilimiz kötü

Şu anda Türkiye’de koleksiyonerliğin hak ettiği yerde olmamasının nedenleri neler?
Bunun birkaç nedeni var. Başta şu anda içinde bulunduğumuz ekonomik durum. Tabii siyasette de sıkıntı varsa, insanlar sanat eseri almıyor. Son iki, üç yılda sanat eseri satışları, yarı yarıya düştü. Doların yükselmesinin de duruma etkisi büyük. Daha önce 30 bin dolara aldığımız esere 10 bin dolar veren yok. Tabii en önemlisi de kültür. 80 milyon nüfusluk bir ülkede, 80 koleksiyoner yok. Bu ne kadar geri kaldığımızın göstergesi. Avrupa’da 70 bin kişiye bir, bizde ise milyonda bir kişiye koleksiyoner düşüyor. 8 bin koleksiyonerimiz olsa, onlara eser yetiştirmek için sanatçı ve eser sayımız da fazla olur. Ayrıca bu, rekabeti ve eserlerin fiyatını da artırır.

Örneğin Kazasker Mustafa İzzettin Efendi’nin bir hat eseri, neredeyse 20 bin dolara alınıyor. Batıda son 2 yılda, iki önemli satışta Gaugin’in bir resmi 300 milyon dolara alıcı buldu. Yine Picasso’nun bir tablosu New York’ta 180 milyon dolara Katar eski Başbakanı’na satıldı. Biz daha 1 milyon dolara bir Kur’an-ı Kerim satamadık. Bizde Pera Müzesi’nin 3.5 milyon dolara satın aldığı Osman Hamdi Bey’in Kaplumbağa Terbiyecisi isimli eseri, şu an en pahalı eser.
Bunların yanı sıra bizim ülkemizde müze de yok. ABD’de 12 bin 500, Almanya’da 6 bin 500, İtalya’da 4 bin bizde ise 295 müze var. 300 bin kişiye bir müze düşüyor. Müze, tarihi ve geçmişi geleceğe aktaran en önemli araçtır. Bizim, çağdaş hat sanatı, resim sanatı müzelerimiz yok. Şimdi, nüfusa oranladığınız zaman 1 miIyon kişiye bir koIeksiyoncu düşüyor.

İnsanların sanatsal bir objeyi ofisinde bir prestij unsuru olarak kullanmaları söz konusu mu?
Meseleye şöyle bakmak lazım; bundan 30 sene önceye göre sanatsal eserlerle ilgilenme açısından daha iyi noktadayız. Sanat piyasası da zaman içerisinde gelişerek bu günlere kadar geldi. Bundan 15 sene önce Türkiye’deki sanat piyasası 50 milyon dolar civarında seyrederken bu 500 milyonlara kadar çıktı. Son bir kaç senedir Türkiye’nin bazı sıkıntılar yaşamasıyla beraber 250-300 milyon dolarlar civarına geriledi. Fakat çok kısa zamanda ekonominin de düzelmesi ve sanat eserlerine karşı insanların daha bilinçli şekilde yaklaşmasıyla bir kaç sene içerisinde yeniden 500 milyon dolarlara çıkmasını bekliyoruz. İnsanlar parayı bulunca yaptıkları işin haricinde bir katma değer üretip harcama yapıyorlar. Kendi hayat standartlarını daha iyi bir hale getirmek için bunu harcıyorlar. Daha iyi bir ev, araba alabiliyor, çocuğunu daha iyi bir okulda okutabiliyor. Daha iyi bir evde oturmak istemesini normal karşılamak lazım. Ama bununla birlikte kendi kültür, medeniyet ve sanatıyla ilgili yapıtları o evin içine sokup sanat bilgisini de geliştirmesi lazım. Dünyada böyle. Bizde de bu noktaya yavaş yavaş gelinecektir diye düşünüyoruz.

Sanat iyi bir yatırım aracı olarak da düşünülebilir mi?
Sanat eseri dediğimiz olay; eğer çok kötü eserler seçmemişseniz aynı zamanda dünyada çok iyi bir yatırım aracıdır. Dünyada büyük kurumsal firmalar var. Bu firmalar yıllık gelirlerinin %5’i ila 8’i ile sanat eserlerine yatırım yapıyorlar. İstatistik olarak da tespit edilmiş. Bizde de bu şekilde birçok firma var. Firma sahibinin şahsi merakıyla gelişen, kendi kurumuyla ilgili de koleksiyon yapma çabası içine giren insanlar var.

Bu yatırım sanat merkezi açarak da yapılabilir mi?
Dünyada sanat olarak kabul edilen eserlerle bir müze açmak sanata yapılacak en güzel hizmettir. Eski tarihte ürettiğimiz ve hala üretmekte olduğumuz neler var? Klasik sanatlar, ebru, çini, halı, kilim var, klasiğiyle moderniyle resim var. Bunlar değerlendirilmeli.

Bu tarz projeler için Türkiye’de yeterli potansiyel mevcut mu?
Potansiyel olarak bizim bir sıkıntımız olduğunu düşünmüyorum. Tarihte milyonlarca sanat eseri ürettik. Bu sanat eserlerin birçoğu müzelerimizde muhafaza ediliyor. Türkiye’de bugün müzelik çapta eserlere ulaşmamız çok zor değil. Onlarca müzayede firması var. Bu firmalar her sene binlerce sanat eseri satıyor. Tahminen Türkiye’de 500 civarında sanat eseri pazarlayan galeri var. Buralarda da binlerce eser görme imkanınız var. Bunları belli bir zevk, estetik ve perspektif dahilinde müze olma noktasına yönlendirmemiz lazım. Türkiye’de koleksiyonunu müze yaptığı zaman dünya standartlarında belli bir kalite ifade edecek çok sayıda insan var. Müze olmaya aday koleksiyonlar da var. Bunları çeşitlendirebiliriz. Binlerce çağdaş sanatçımız var. Dolayısıyla bu sanatçılarımızın eserlerinden oluşan müzeler de yapmamız lazım. Yalnızca eski sanat eserleriyle yapacağımız müzeler belki bir şey ifade eder ama insanlara o geleneğin devam ettiğini de göstermemiz lazım. Örneğin İstanbul Modern tüm resim sanatıyla ilgili çağdaş bir müze yaptı. Bu müzelerin sayısını her ilde çoğaltabiliriz. Yani her ilde 5’er, 10’ar tane çağdaş resim sanatıyla ilgili müzemiz olabilir. 1 tane müze açmayla bu mesele hal olmaz. Bunu Anadolu’nun bütün illerine yayabiliriz. Topkapı Sarayı’nda ve İslam Eserleri Müzemizde yüzbinlerce eser var. Bunların sadece bir-iki bini sergilenebiliyor. Biz dünyanın en muhteşem eserlerini neden müze depolarında çürütelim? Neden insanlar bu eserlere ulaşamasın? Devasa müzeler yapıp depolardaki eserleri tüm insanların beğenisine sunmalıyız. İnsanlar gördükçe meraklanır ilgi duyar. Müze işini ciddi ciddi devlet politikası haline getirmemiz lazım.

ÇATI MÜZE ŞART

Türkiye’nin çok acil çatı müzeye ihtiyacı var. Hem fiziki mekan olarak, hem sergilenen eser sayısı olarak, hem de içindeki eserlerin kalitesi olarak dünyada ilk 5’e girebilecek bir çatı müze yapma ihtiyacımız var. Bu benim projem değil. Devletin böyle bir düşüncesi var. Böyle bir müzeyi Türkiye’deki tüm sanatseverlere sunma gibi bir proje var. Müze deyince aklımıza devasa yapıtlar gelmemesi lazım. Bir sanatçının evi müze haline getirilmiş, o sanatçının eserleri, yaşadığı mekan, kullandığı eşyalar bu tür müzelerde sergileniyor. İspanya’da işkence müzesi yapmışlar. Tarihte Müslümanlara nasıl işkence yapıldığını anlatan bir müze. Çok sayıda anlam ifade eden müzeler yapmamız lazım. Müze yaptığımız zaman kalıcı hale gelmiş oluyor. Gururla baktığımız bir mazimiz var. Biz bu maziyi gelecek kuşaklara en başta müzeler yoluyla aktarabiliriz. Çağdaş sanatçıların eserlerinden de müzeler açmayı ortaya koyabilirsek o zaman biz muhteşem bir iş yapmış oluruz. Hem maziyi, hem bugünü insanlara müzeler yoluyla anlamış ve aktarmış oluruz.

Müzelerin sanat eserlerinin değerini artırmaya nasıl bir etkisi var?
Ciddi bir etkisi var tabi ki. Gereğine uygun müzeIer kurarak sanatımızı ve sanatçımızı dünya çapında bilinir haIe getirebiIiriz. Türkiye’de çağdaş hat sanatı, resim sanatı ve tesbih sanatımızIa iIgiIi, bir-iki müzemiz var yalnızca. Düne kadar çağdaş resimIe iIgiIi de bir tek müzemiz yoktu. Eczacıbaşı Grubun kurmuş olduğu İstanbul Modern, çağdaş Türk resim sanatı ile ilgili en azından bir örnek olmuştur. Bunu tüm sanatlarda yapmamız lazım. Özel girişimleri de işin içine katarak devlet millet iş birliği ile çok güzel işler yapabiliriz. Örneğin, devlet özel teşebbüse yer tahsis edebilir. Özel teşebbüs, mülkiyeti gerekirse devlete ait olmak şartıyla bina yapabilir. Müzelerden 10’ar ya da 20’şer yıllık periyodlarda sergilenmek üzere müze depolarındaki eserler, buralara verilebilir.

Belki de kendi kültür ve sanatlarımızı çok iyi bilmediğimiz için doğru hareket alanı da bulamıyoruz.
Genel manada bir cehaletimiz var. Bugünkü bilişim sayesinde ve bir meselenin anında çok hızlı yayılması söz konusu. İnsanlar bir şarkıyla dünya sanatçısı olabiliyor. Artık bilgiler çok hızlı yayılıyor. Hatta güzel bir plan, proje yaparsak bu sorun umduğumuzdan çok kısa sürede ortadan kalkabilir. Yeter ki bir iş yapmaya kararımız ve gayretimiz olsun. Kültür sanat konusunda cumhurbaşkanımızın da çok ilgili olmasını artı bir değer olarak kullanmamız lazım. Devletin de burada ön açıcı olması lazım. Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu, dünya standartlarında bir araştırma yapılarak daha uygun hale getirilebilir. Kendi kültür ve medeniyetimize uygun olarak bu kanunu yeniden düzenlememiz lazım. Sanat eserlerinde KDV %18. Böyle bir şey dünyada yok. Bugün gelişmiş batı ülkelerinde sanat eserlerine KDV yok. Mümkünse bizim bunu hepten kaldırmamız, değilse de en azından bu oranı düşürmemiz lazım. Maalesef sanatçı dediğimiz zaman aklımıza sadece şarkıcı, türkücü, popçu geliyor. Bu anlayışı da kırmamız lazım. Tabi ki musikide çok önemli bir sanat. Lakin bu konuda da çok büyük eksikliklerimiz var. Kültür ve medeniyetimizi, üretmiş olduğumuz sanat dallarının bugün yaşadığını göstermemiz lazım.

Müzelere ilgi nasıl arttırılabilir?
İstanbul’un her bir ilçesinin Anadolu’nun 70 ilinden daha çok nüfusu var. Siz her ilçede değişik sanat dallarıyla ilgilenen insanların evine giderken önünden geçtiği, bir yerde oturup yemek yerken karşısında gördüğü müzeler yaparsanız, o insanların o müzelere girmemesi mümkün değil. Sanat öncelikle göz zevkiyle alakalı bir şey. Bir merak oluşursa zaten o insan internetten de araştırır, ilgili bir dergiyi alır okur, bilgi sahibi olur. Bir de bu merakın, kültürün, Milli Eğitim tarafından ilkokuldan başlayıp verilmesi lazım. Çocukların ayda bir defa derslerinin birini müzede yapması lazım. Batıda gezerken görüyorum. Küçücük çocuklar müzelerde öğretmenlerinin eşliğinde dolaşıyor. Ellerinde kağıtlar, kalemler; bir resmin karşısında durup çizimini yapmaya çalışıyorlar.

Kültür ve sanatın ülke ekonomisine katkısı hangi boyutta?
Bakın Mona Lisa en çok bilinen sanat eseri ve saate 2 bin kişi ziyaret ediyor. Ziyaretçilerin yüzde 80’i Louvre Müzesi’ne Mona Lisa için geliyor. Bu kadar tanınan eser için bile sürekli tanıtım yapılıyor. Bu iş kültür sanat ile birlikte aynı zamanda bir turizm işi. Kültür sanat için ülkelere her zaman üst kalitede turist gelir. O nedenle kültür sanat asla ekonomiden ayrı düşünülemez.

Devlet-Millet işbirliği ile İstanbul’da 300 bin metrekare kapalı alanı olan dünya sanatları müzesi yapacağız inşallah. Burada aynı anda 50 bin adet doğu ve batı sanatları eseri sergilenecek. Bu projeyi gerçekleştirirsek, İstanbul’a artı 10 milyon turist kazandırırız. Bu da 20 milyar dolar demektir. Bugün kuracağınız 100 fabrika ile bu ciroyu elde edemeyiz. Yan dallar ile birlikte 300-400 meslek grubunu da rahatlatırız. Kültür sanat faaliyetleri ve müzeleşme ekonomiye ciddi alanda katkı sağlayacak.

Bunların hepsi birbirine bağlı şeyler. Anlatmadığınız, tanıtmadığınız eserlerin fiyatını nasıl arttırabilirsiniz? 32 senede tamamlanmış 4 padişahın desteği ile bitirilmiş Ahmet Karahisari Kur’an’ımız var. Topkapı Sarayında ona Mona Lisa gibi bir muamele yapsak, görmeye yılda 5 milyon insan gelir. Karahisari Kur’anı’na o dönemde harcanan parayla, İstanbul’un hatırı sayılır bir kısmını satın alınabilirdi. Bizde bu eseri bilen bile yok. Topkapı Sarayı’nda kaşıkçı elmasından daha değerli pek çok eser var.

Sanat eserlerimize şu anda maddi anlamda hak ettiği değerin ne kadarı veriliyor?
Türkiye’deki tüm sanat eserleri, olması gerektiğinin 20’de birin altında değer biçiliyor. Biz altı ay hat ve tezhib için bir sanatçıya 60 bin lira ödesek, ortaya çıkan eseri 60 bin liraya satamayız. Batı bugün bizim klasik sanatlarımızı icra etseydi, orta kalitede bir hilye için 1 milyon dolar vermek zorunda kalırdık. Türkiye’nin bir yıllık sanat piyasası maalesef bir Gaugin resmi etmiyor. Demek ki yanlış giden bir şeyler var ülkemizde. Bu, devlet katkısı olmadan özel sektörün tek başına yapacağı bir girişim değil. İşin temeline eğitimi de koyup, hukuki alt yapıyı da düzgün hale getirip, 10 yıllık, 20 yıllık planlar ile devam etmemiz lazım çalışmalarımıza.

Add comment

× 3 = 24