Nur DİKİLİTAŞ

Sırma Sanatçısı

Sırma Sanatçısı Nur DİKİLİTAŞ

Sırma Sanatçısı Nur DİKİLİTAŞ

Oğuz Kağan’ın ‘Güneş Tuğumuz olsun, Gök Otağımız’ sözünün isim olduğu müthiş sergi çok konuşuldu.  Koleksiyonda Cumhurbaşkanlığı forsunu oluşturan 16 Büyük Türk devletinin bayrağı, Türk bayrağı ve Cumhurbaşkanlığı forsu işlendi, adeta birer sanat eseri gibi beğenilere sunuldu.  Yeni koleksiyonuna hazırlanan Sırma Sanatçısı Nur Dikilitaş’la el sanatlarını ve eserlerini konuştuk…

Türk kadını beceri abidesidir

 

Sizi tanıyabilir miyiz?
1966 yılında Konya’da doğdum. İlk ve orta öğrenimimin ardından Meram Kız Meslek Lisesi El Sanatları bölümünden mezun oldum.

El sanatlarına olan merakınızı nasıl geliştirdiniz?
El sanatları merakım lise yıllarında hobi olarak başladı. Çeşitli el sanatları ile ilgili kurslara devam ettim. Kurslarda aldığım eğitimi Konya Olgunlaşma Enstitüsüne giderek tamamladım ve mezun oldum. Dival Nakışı olarak bilinen bu sanat dalının bütün inceliklerini öğrenmek ve alanında uzmanlaşmak için Ankara Olgunlaşma Enstitüsü Sırma Atölyesi’nde profesyonel sırma eğitimi aldım.
El sanatları bölümleri sizce birer sanatçı mı yetiştiriyor? Bu bölümlerin sanat dünyasına olan katkısı nedir?
Sanat; gönül işidir, insan ruhundaki inceliktir. Bir sanatkar çalıştığı esere ruhundakini nakşeder. Geleneksel sanatları hobi olarak gören kişi sanatkar olamaz, üretmesi, tasarımlar yapması lazım. Okullarda veya kurs merkezlerinde verilen sanatsal eğitimler taktik ağırlıklıdır, teşvik edicidir. Kişi içindeki cevheri kendi keşfeder, ilerletir. İçindeki cevheri keşfeden ve bu kurslarda doğru eğitimi alanlar tabi ki sanatkar olarak yollarına devam ederler.

Bu bölümlere gösterilen ilgiyi nasıl değerlendiriyorsunuz?
Günümüzde sırma işine ilgi maalesef yeterli değil. Bunun nedeni olarak ise sırma sanatının yeterli şekilde tanıtılmaması, icrasının meşakkatli olması, kullanım alanlarının ve ticari talebin az olması şeklinde sayılabilir.

Çalışmalarınızda çok farklı teknikler kullanıyorsunuz bunlardan bahseder misiniz?
Dival nakış olan Maraş işi (sim sırma) tek yüzlü bir nakıştır. Altın simle ve onu tutturmakta kullanılan mumlu alt ipliği ile desen kalıbı sarılarak işlenen bir nakıştır. Bu nakışın kendine özgü teknikleri vardır. Bunlar; Sarma, yarmalı sarma, verev sarma, pesent, hasır, civankaşı gibi teknikler kullanılarak ve çeşitli süsleme malzemeleri ile demir pul, boncuk, kurt tırtıl gibi materyallerle yapılan motif tamamlanır.

Siz bu hobiyi ticarete nasıl dönüştürdünüz?
İşlerimi çok seviyorum. Hepsinde ayrı bir emek ve göz nuru var. İşlerimden ayrılmak zor oluyor ama hayatımı da idame etmek ve bu işi geliştirmek ve devam ettirmek durumundayım. Çevremden gelen teşvik ve talepler doğrultusunda işin ticari boyutuna geçtim. İşinde profesyonel harika bir ekibe sahibim. Hepsi çok kıymetliler ve işlerinde profesyoneller.

Nur Sim Sırma isimli bir markanız var. Bu markanın oluşma sürecini anlatır mısınız?
Markalaşmak, profesyonelleşmenin olmazsa olmazı. Tasarımını yapıp hazırladığımız eserlerin yurt içinde ve yurt dışında tanıtımını daha kolaylaştırmak ve tasarımlarımı korumak amacıyla markamı aldım.

Hazırladığınız padişah ve şehzade tuğraları çok beğenildi. Bunları çalışmak zor muydu?
Osmanlı Padişah Tuğraları projeme başladığımda öncelikle derin bir araştırma yaparak topladığım demolardan bir envanter oluşturdum. Sonrasında hala çalışmakta olduğum kıymetli hocam Hattat Sami Naddah tarafından aslı bozulmadan işlemeye uygun olacak şekilde 35 padişah 9 şehzadenin tuğralarının kalıp çizimleri hazırlandı. Bizim işlemede desen kalıbı olarak kullandığımız çirişli kartondan oyguları yapıldı. Cülde tezgahında altın rengi simle işlendi. Dört yıla yakın bir sürede tamamlandı. Milli Saraylar himayesinde Dolmabahçe Sarayı sergi salonunda sanatseverlerle buluştu.

2017’nin sonunda da yine harika bir sergi yaptınız. Türk Devlet Bayrakları serginiz hakkında bilgi verir misiniz?
Sırma işi tarihsel bir sürecin ürünüdür. Bu sanatla ilgili gerçekleştirdiğimiz her üründe tarihimizden, kültürümüzden izler var. Türk Devlet Bayrakları koleksiyonunda kendi tarihimizi oluşturan Türk devletlerinin bayraklarını bu sanatla buluşturmak istedim. Sergimizin ismi de Oğuz Kağan’ın ‘Güneş Tuğumuz olsun, Gök Otağımız’ sözü oldu. Koleksiyonda Cumhurbaşkanlığı forsunu oluşturan 16 Büyük Türk devletinin bayrağı, şanlı Türk bayrağımız ve Cumhurbaşkanlığı forsunu işledik. Koleksiyonumuz toplam 18 parçadan oluştu. Sergim İstanbul Deniz Müzesi’nde bir hafta açık kaldı. Sanatseverlerin yoğun ilgisi, hazırlayacağımız yeni projeler için bize büyük teşvik oldu. Tabi bu Sergiyle ilgili teşekkür etmemiz gereken isimler var. Sanatımla ilgili beni teşvik eden ve Sergi açılışımı yapan İstanbul Milletvekilimiz Sayın Metin Külünk’e ve İstanbul Milletvekilimiz Sayın Ahmet Hamdi Çamlı’ya müteşekkirim. Tarihteki Türk Bayrakları Sergisi’nin gerçekleşmesinde desteklerini esirgemeyen Konya Sanayi Odası Başkanımız Sayın Memiş Kütükçü’ye de sanatıma göstermiş olduğu destek için ayrıca teşekkür ediyorum.

Türk kadını bu işlerde yetenekli mi? Yeteneği olanlara neler tavsiye edersiniz?
Türk kadını bir beceri abidesidir, taşı aş eder koyar ortaya. Benim tavsiyem kendilerini geliştirmeleri, araştırma yapmaları, üretmeleri, gelenekseli yaşatmaları. Artık bu konuda her şehirde hatta her ilçede hanımlar için çeşitli kurslar açılıyor. Bu kurslara katılarak kendilerini keşfedebilirler.

Yeni nesil bu işlere meraklı mı?
Maalesef sırma işinin yapılışının zor olması yeni neslin ilgisini çekmiyor. Yeni nesil daha ticari işlere yöneliyor.

Türk gelin sandığı denilince aklınıza ne geliyor? Bir sandıkta olması gereken sizce nelerdir?
Türk kültüründe sandık çok önemlidir. Gelin yaşadığı yerin kültürünü sandığıyla taşır, ait olduğu yörenin kokusunu götürür. Biz bu işin okulunu okuduğumuz için, bizim için envanter biraz daha kalabalık tabi ama bir Anadolu kadını olarak sandıkta iğne oyaları, dantel, geleneksel nakışlarımız, yöresel kumaşlar olmazsa olmazlardır.

Üretmek elbette önemli ama ürettiğiniz bu çalışmaları nasıl değerlendiriyorsunuz?
Bir sanatkar için icra ettiği sanatını anlayan, kıymet veren bir muhatap bulması çok önemlidir. Elimizden kısıtlı sayıda çıkan eserleri bu işlere meraklı özel bir kitleye ve üst düzey kurum ve kuruluşlara veriyoruz.

Şu an yürüttüğünüz çalışmalar hakkında bilgi verir misiniz?
Şu anda yeni çalışmalarım var. Ayrıca üçüncü koleksiyon çalışmam yakın zamanda sanatseverlerle buluşacak.

Son olarak neler söylemek istersiniz?
Gönül verdiğim bu sanatı önüme çıkan zorluklara rağmen gücümün yettiği kadar yaşatmaya, tanıtmaya çalışacağım. Bu konuda bana ihtiyaç duyan herkese elimden geldiği kadar destek olacağım. Ayrıca çalışmalarımda yanımda olan ekip arkadaşlarıma teşekkür ediyorum.

Add comment

+ 89 = 93