Aziz Hakan ALTUN

Konya Makine Mühendisleri Odası Başkanı

Konya Makine Mühendisleri Odası Başkanı Aziz Hakan ALTUN

Konya Makine Mühendisleri Odası Başkanı Aziz Hakan ALTUN

Makine mühendisleri kuşkusuz ki sanayinin olmazsa olmazları. Mühendislerin sanayi ve teknolojideki önemini Konya Makine Mühendisleri Odası Başkanı Aziz Hakan Altun’la konuştuk…

Hayatın her alanında
makine mühendisi var

Makine Mühendisleri Odası sanayiler açısından nasıl bir önem taşıyor?
Vatandaşlara ve kurumlara yapmış olduğumuz hizmetler var. Bunlar bilirkişilik ve denetim üzerine yapılan hizmetler. Asansör denetimleri, yakın bir zamana kadar da LPG denetimleri vardı. Bunun gibi periyodik kontroller yapıyoruz. Makine Mühendisleri Odası piyasaya kalite getiriyor. Belli bir kalitede tutuyor ve piyasayı fiyat olarak düzenliyor. Mesela biz asansör kontrol işine girmeden önce Türkiye’de bir asansör kontrolü 600, 700 lira civarındayken, bizim girmemizle beraber 120 lira gibi bir rakama indi. Kalite bakımından ele alındığında ise özellikle periyodik kontrollerde merdiven altı diye tabir ettiğimiz firmalarca yeterli kontroller yapılmadan belge verilmesi söz konusu olabiliyordu. Çalışanlarımızla, teknik görevlilerimizle tüm kontrol ve denetimlerimizi büyük bir titizlikle gerçekleştiriyoruz. Bu yüzden de kurumsal firmalar bizi tercih ediyor. Biz eksiklerini söyleyelim, raporumuzu sunalım ve sorumluluğumuzu tam olarak yerine getirelim anlayışındayız.

Bu denetimlerde çok ayrıntıya giriyorsunuz. Bunun sebebi nedir?
Mesela şu örneği çok veririz. Asansörün içindeki ayna bizim güzelliğimizi, yakışıklılığımızı göstermek için kullanılmaz. Asansörün kata geldiğini belli etmek için kullanılır. Kendinizi görün ve asansörün o kata geldiğini anlayın diye konulmuştur. Bazen o ayna kırık, çatlaktır diye raporlarız. Aynayı bile yazmışsınız derler. Ama işte amacı bu. Beş, altı kişinin birden bindiği asansörde çatlak ayna da olmamalı. Bu raporlardan vatandaş rahatsız oluyor ama düşündüğünüz zaman da 50 liralık bir ayna için belki büyük bir kazayı önlüyorsunuz. Odanın görevi işini tam yapmaktır. Türkiye’deki en büyük sıkıntılardan birisi piyasalardaki denetim. Denetimin çok iyi yapılması lazım. Biz en çok ilk denetimde zorlanırız. İlk kontrolünü yaptığımız asansörde ya da periyodik denetimine başladığımız alanlarda büyük eksiklikler çıkar. Ama 2, 3 kontrolden sonra sıkıntılar azalır. Kendileri de rahatlar, biz de rahatlarız. İlk seferde yarım günümüzü alan iş daha sonraki aşamalarda 1 saaten aza bile düşer.

Geniş bir alanda hizmet veriyorsunuz.
Oda olarak mesleki gruplarımız var. Mesela SMM dediğimiz serbest müşavirlik mühendislik hizmeti yapan firmalarımız mevcut. Geniş bir yelpazeye sahip. SMM’li üyelerimiz kalorifer, doğal gaz, iklimlendirme, sıhhi tesisat gibi ve araç imal tadil montaj işleri yapan firmalarımız var. Bizden yetki belgesi alırlar. Bu üyelerimiz odamız altında meslek örgütü altında toplanıyorlar. Biz de belli standartlar çerçevesinde bunları koruyoruz. İcra makamı olmasak da Devlet ve hükümet yetkilileri bu meslek gruplarına yönelik bir standart değiştireceği zaman çalışanların, ülkenin, vatandaşın çıkarına değilse ya da ileride sıkıntı çıkaracak bir durum varsa sebepleriyle beraber gerekli uyarıları yapıyoruz.

Sanayide çalışan mühendislerimiz var. Makine mühendisliğinin çalışma alanı çok geniş. Aynı zamanda akademisyenim. Öğrencilerime de hep söylerim; hayatın her alanında biz varız. Havanın değişmesi, iklim koşulları bile bizi ilgilendiriyor. Soğuk hava depolarından binalara, fırınlara kadar ısıtma soğutma yapıyorsunuz. Bunların tümü bizim tasarımımıza göre yapılıyor. En basiti bu. Mekanik tesisat diyorsunuz; sıcak su, pis su tesisatı, kalorifer tesisatlarını, iklimlendirme tesisatını biz yapıyoruz. Otomobil üretimindeki tüm yedek parçaları, bahçelerdeki sulama tesislerinde boru çaplarını hesaplamak bile bizlere ait. Düşünün doğal gazı Rusya’daki depodan alıp evinize gelinceye kadarki aşamada tüm boru çapları hesaplamaları, kullanılan vanalar, pompalar, redüktörler gibi tüm ayrıntıların hesaplaması yine bize ait. Yani hayatın her alanında makine mühendisi vardır. Makine mühendisliğinin teknolojiyle uyumunu sağlamak zorundasınız. Ve diğer mühendisliklerle disiplinler arası iç içe bu kadar çalışan başka hiçbir mühendislik dalı yoktur. Bir kalorifer tesisatında bile inşaat mühendisleri, mimarlarla beraber çalışıyoruz. Her alanda başka disiplinlerle çalışmak zorundasınız.

Sanayideki gelişme makine mühendisleriyle mi sağlanıyor?
1800’lü yıllarda İngiltere sanayi devrimi ile başlayan gelişmişlik ve teknolojik artırımda makine mühendisleri büyük önem taşımıştır. Makineleşmedeki tasarımlar, kullanılan ürünlerin daha verimli daha ekonomik ve ergonomik olması yolundaki tasarımlar, imalatlar, makine tasarımları geçmiş yüzyıllardan bu yana hala devam ediyor. Günümüze geldiğimiz zaman da artık dünün bugünden çok farklı olduğunu görüyoruz. Bugün hep söylediğimiz bir şey var; yazılım mühendisliği, elektronik mühendisliği diyoruz, otomotik kontrol diyoruz, mekatronik diyoruz. Endüstri 4 diyoruz. Nesnelerin birbiriyle iletişimi, bağlantısı, inovasyon dilimizden düşmüyor. Her şeyde kesinlikle bir makine mühendisi olmak zorunda. İnsanı bir makine olarak düşünürsek; iskelet ve kas sistemi makine mühendisine aittir. Bu olmadan diğerleri olmaz. Beyin dediğimiz yazılımcılara, sinir sistemi elektronikçi, elektrikçilere aittir diyebiliriz. Mesela makinenin tasarımını biz yapıyor ve imalatını gerçekleştirebiliyoruz. Ama hareketleri ve kontrollerinde diğer mühendislik dalları ile çalışıyoruz. Bunun en bariz örneğini trende görüyoruz. Mesela ilk yapılan trenler kara tren dediğimiz buhar gücü ile çalışan trenlerdi. Bu trenlerde tamamen makine mühendisleriyle ilişkili bir durumdu. Bir buhar makinesi vardı; kömürü atıyorsunuz, kömürden aldığınız ısı enerjisini akışkana aktarak belli bir buhar gücüne çıkarıyorsunuz, buhar gücünden mekanik enerjiye dönüştürerek tekerleğe aktarıyorsunuz. Kömürden elde ettiğiniz enerjinin tekerlere olan aktarımına kadarki hesaplama bize aitti. Trenin tasarımı da bize aitti. Hemen hemen başka hiçbir mühendislik dalı yoktu. Ama teknolojinin gelişimiyle elektrikli trenler çıkmaya başladı. Yavaş yavaş bizlere, yine mekanik aksam üzerine elektrik mühendisleri dahil olmaya başladı. Daha sonra yüksek hızlı, teknolojik trenler ortaya çıktı. Yazılımla müdahaleler yapılmaya başladı. Elektronik mühendisleri, bilgisayar mühendisleri devreye girdi. Ama mekanik aksam hala makine mühendislerinde. Teknoloji nereye kadar giderse gitsin; her zaman makine mühendisliğine ihtiyaç duyulacaktır ve geliştiren de hep makine mühendisi olacaktır. Diğer mühendislik dalları bizim üzerimize kurgular yapacaktır. Daha çabuk, daha kontrollü nasıl yaparız diye, kontrol mühendisleri devreye girecek. Keza kontrol mühendisliğinde de yine makine mühendisleri vardır. Makine mühendisliğinin alanlarından birisi de kontrol mühendisliğidir. Mekatronik mühendisliği ortaya çıkmıştır. Bu da biraz mekanik, biraz yazılım, biraz da elektronik dahil olduğu bir alandır. Bunun üçünü birleştirerek makinelerin iletişimini sağlar.

Türkiye’de makine mühendisliğine verilen değer hangi noktada?
Makine mühendisleri olarak şöyle bir dezavantajımız var. Hayatın her alanında varız diye başta söylemiştik. 4 yıllık makine mühendisliği eğitimini 10 yıla çıkartın; 10 yılda da her dönem 6 tane ders koyun, 10 yılı doldurabilirsiniz. Bu kapasiteye sahip bir alan. Eğitim süreci hiç bitmeyen bir alandır. Sürekli de kendini yeniler. 4 yılda temel eğitim veriliyor. Akışkanın, mekaniğin, ısının, malzemenin temel eğitimi veriliyor, bunun üzerine öğrenci okuldan mezun olduktan sonra hangi alana gidecekse bunların üzerinde eğilimlere başlıyor. Okulda temel eğitim aldıktan sonra yoğunlaştığı alana gideceği zaman uzmanlaşıyor. Konuyla ilgili bilgiye ulaşıp onu alması lazım. Temel eğitimi vermezseniz oradaki bilgiye ulaşsa bile alamıyor. Öğrenci makine mühendisliğinden çırak olarak mezun olur sonra ustalaşır. Mezun olduktan sonra kendisini bir alanda çok iyi yetiştirmek zorunda. Bazı mühendislik fakültelerinde uygulanan İntörn mühendislik var. 4. Sınıfta sanayi- üniversite işbirliğiyle öğrenciyi sanayiye gönderiyor. Bu süreç okul döneminde de sonrasında da gerçekleşebilir.

Firmaların gerek inovasyon, gerekse ArGe çalışmalarında makine mühendislerine yeterli yetki ve etki sağlanıyor mu?
Mühendislik eğitimimi Konya’da aldım Konya sanayisindeki oluşumlar 1980’lerde yeni yeni başlamıştı. Mesela ben öğrenciyken 1. Organize Sanayisi vardı, 2. Organize Sanayisi’nde de firmalar yeni yeni kuruluyordu. Ve 1980’lerdeki anlayış 1990’larda hala devam ediyordu. Bu ilk nesil sanayicilerdi. Biz öğrenciyken firmaların kapısından içeri zor girebiliyorduk. Mühendis ne işe yarar deniyordu. Ama sonra 2. neslin firmaya girmesiyle ve firmaların da iç hacimlerinin büyüyüp dışarıya açılmasıyla mühendislerin önemi arttı. Özellikle 2000’li yıllardan sonra bu artış çok hızlı bir şekilde yansıdı. Bizim kapısından içeri giremediğimiz firmalarda şu anda sadece Konya’da toplam 20 tane Ar-Ge merkezi var. Bunun 18 tanesi Ar-Ge, 2 tanesi tasarım merkezi olan firmalar. Bir Ar-Ge merkezinin olması için minimum 18 çalışan gerek. Bunun 10’a yakını mühendis. Bu sadece Konya için söylediğim bir rakam. Nereden nereye geldik. Ülke bazında büyüttüğümüz zaman rakamlar katlayarak gider. Firmaların dışarıya açılmasından sonra makine mühendisliğinin önemi daha da arttı. Firmalardan odamıza şu konularda kendini yetiştirmiş makine mühendisi ihtiyacımız var diye talep gelmekte. Hatta bazı firmalar yetiştirmek için öğrenci istiyor. Kendi çalışmalarına uygun şekilde yetiştiriyorlar.

Mühendislik de kendi içerisinde nasıl bir gelişim gösterdi?
Bugün mühendislikte kullanılan araçlar da değişti. 30 yıl önce teknik resmi, T cetveli, gönye, iletki ve pergelle büyük masalar üzerinde yapıyorduk. Ama bu artık bilgisayara dönüştü. T cetvelle 3 boyutlu çizim yapmak 2 boyutluya göre daha zordu. Şimdi bilgisayarlarda 3 boyutlu çizim yapmak 2 boyuttan daha kolay. O seviyeye geldi. Yeni mezun olan arkadaşlara da bu tür konularda destek veriyoruz. Bilmeyenler, kendini geliştirmek isteyenlere kurslar açıyoruz. Bizim sayfalar dolusu yaptığımız basit bir makine mühendisliği hesaplamalarını bilgisayarlarda analiz programları ile çok daha karmaşığını daha kısa sürede yapabiliyoruz. Mesela makineyi tasarlıyorsunuz, gerekli yerlere gerekli kuvvetleri uyguladıktan sonra çözümlerden istediğiniz noktadaki gerilmeleri elde edebiliyorsunuz. Benzer çözümü akış ve ısı analizi içinde yapabiliyorsunuz. Bu da zaman kazandırıyor. Yazılım o kadar gelişti ki; dünyadaki büyük firmalar yaptıkları tasarımları ilk önce bilgisayar ortamında analiz yapıyor. Ondan sonra üretime geçiyorlar. En küçük parça imalatçısı bile parçanın mekanik özelliklerini, dayanıklı olup olmadığını bilgisayar ortamında gördükten sonra üretime geçiyor. Maliyeti düşürüyor.

Ar-Ge yaparken sürekli parça üretip deneme yanılma yoluyla hareket edeceğine hepsini bilgisayar ortamında yapıp ideal parçayı ortaya çıkartıp denemeye geçebiliyorsunuz. Ama bu analiz programını bilmek için de kişinin çok iyi yetişmesi lazım. Odamızda bu programları kaldırabilecek bilgisayarlarımızla üyelerimize, öğrencilerimize çözüm, analiz programlarıyla ilgili kurslar düzenliyoruz. Özellikle öğrencilerden yoğun talep geliyor. Burada temeli öğrenip çalıştığı firmanın Ar-Ge’sine inovasyonuna katkı sağlıyor.

Bilişim Vadisi’nin ülkeye katkısı ne olur?
Bizim üreticimiz ArGe, inovasyon yapayım ama bana ne getirecek? Her zaman buna bakar. Eğer ki firma sahibi “ben ArGe ve inovasyon sonucunda ürünümde kaliteyi yakaladım, dünya standartlarına geldim ve de çok güzel satış yapıp kar elde ediyorum” dediği an gözü kapalı girer. Şu anda da girmek zorunda kalıyorlar. Konya bazında örnek vereyim. Söylediğimiz bir şey vardı; 1980’ler Konya sanayisinin bebeklik süreci, 1990’lar çocukluk süreci, 2000’den sonra da delikanlılık süreci. Bundan sonra olgunluk sürecine girilmesi lazım. Biz her atılımı yaptık, Avrupa’daki ürünleri yapmak için onları aldık geldik, inceledik, aynılarını, benzerlerini yaptık. Ama artık üzerine koyma zamanı. Yaptığımızın ne olduğunu bilme zamanı geldi. Yani yaptığımız ürünün özelliklerini bilmemiz gerek. Bunun için tasarım yapmadan önce bir analiz programıyla kontrol etmesi, tasarım esnasında bunu ölçmesi, benim tasarımım en ideal tasarım diyebilmesi lazım. Üretimi yaptı, sonraki aşamada da deneysel olarak istenilen ortam şartlarında deney tesisatını kullanarak yaptığını analizin veya ürünün doğruluğu ne kadar, kapasitesi ne kadar bunu belirlemesi lazım. Konya’da şu anda bunu yapan firmalar var ve Amerika’ya ihraç ediyor. Bu firma önceden Türkiye bazlı çalışıyordu, ama yaptığı deneyler ve analizlerin sonuçlarıyla yaptığı ürünün kalitesini ortaya koyduktan sonra yurt dışına çıkabiliyor. Yurtdışında kataloğuna bunu belgeli olarak koyabiliyor. Her şeyi ispatlamak zorundasınız. Bu güven sağlıyor.

Son olarak ne söylemek istersiniz?
Dünya belli bir yere gidiyor. Bu teknolojinin önünü alamıyorsunuz. Teknoloji artık üssel olarak gidiyor. Buna da bizim ülkemizin bir an önce ayak uydurması lazım. Bir kişi Tesla elektrikli araba diye çıkıyor. Üretimine giriyor. Mekanik araba dönemini kapatıyor. Bir buluş dünyanın dengelerini değiştirebiliyor. Bizim de buna uyum sağlamamız lazım. Bir an önce bizim de bu dengelerin de bir tarafında yer almamız lazım. Bu da bilgiyle, mühendislerle gerçekleşecek. Firma sahipleri ve üretimin herhangi bir yerinde yer alan kişilerin mühendislere güvenmeleri ve gerekli destekleri vermeleri gerekiyor. Biz de makine Mühendisleri odası olarak eğitim, kurs veya alanında en yetkili kişiden bilgi, konferans çalışmalarıyla elimizden geleni yapıyoruz. Daha önce Panasonic Yönetim Kurulu’nu getirdiğimiz gibi yine en yetkili kişiyi getirerek mühendisimizle, sanayicimizle buluştururuz. Gerek sanayicimizi gerek mühendisimizi gerekse vatandaşımızı bilgilendireceksek en iyi şekilde bilgilendirerek bilişim ve teknolojiye gerekli desteği veririz.

Add comment

3 × 3 =