Burak YETER

DJ

DJ Burak YETER

DJ Burak YETER

Burak Yeter, başarılı remix’lere imza atan, ülkemizi dünya müzik arenasında başarıyla temsil eden DJ’lerimizden. Kaliteli sound anlayışı ile tüm dünyanın ve müzik otoritelerin dikkatini çekerek Turkiye’yi en iyi şekilde temsil etmeye devam ediyor. 22 yaşındayken Burn & MTV Dance Heat DJ Contest 2004 ile müzik kariyerine başlayan, her yıl çıtayı daha da yükselten Yeter, ‘’Tuesday’’ ve ‘’Crash’’ şarkıları ile dünyada tanınan, takip edilen DJ’ler arasında yerini aldı. Burak Yeter ile müzik ve DJ’lik üzerine gerçekleştirmiş olduğumuz röportajımızı sizlerle paylaşmak istiyoruz.

 

Okurlarımız için kendinizi tanıtabilir misiniz?
Burak Yeter, müzisyenim, aynı zamanda İnşaat Mühendisiyim ve bu iki alanda da hem yurt içinde hem de yurt dışında farklı projelere imza atmaktayım.
Amsterdam’da yaşıyorum. Aynı zamanda bir ayağım Türkiye’de, bir ayağım da Los Angeles’ta diyebilirim.

Müzikle ne zaman ve nasıl tanıştınız?
Ben, müzikle küçük yaşlarda babam sayesinde tanıştım. Babam eve enstrümanlar getirirdi, ben o enstrümanları çalarak kendimi bulduğumu düşünüyorum. 5 yaşımdan bugüne kadar hala müzik yapmaya devam ediyorum, bu içimden gelen bir duygu ve bu duyguları da müziğe yansıttığım için ortaya çok daha farklı soundlar çıkmaya başladı. Kırılma noktası ise 2004’de düzenlenen Burn MTV DJ’lik yarışmasıydı. Ben o yarışmada 560 kişinin arasından Türkiye birincisi seçildim ve yurt dışına çıktım. Yurt dışında düzenlenen bir DJ yarışmasında da 7 ülkenin içerisinde birinci olup, ülkemize geri döndüm, sonra olaylar daha da farklı gelişti. Kırılma noktası 2004 yılı oldu diyebiliriz.

Eskiden insanlar seslerinin güzel olduğunu düşündüğü çocuklarına kaset yaptırmak isterlerdi. Şimdi ne oldu da insanlar çocuklarını DJ yapmak istiyor. Bunun sebebi sizce nedir?
Evet. Bizim 7 yıldan bu yana eğitim veren bir DJ okulumuz var, 3500’e yakın öğrenci yetiştirdik. Tabi eskiden gitar, piyano kursları vardı, artık bunlar biraz daha modernleşti ve DJ kurslarına dönüştü. Şu anda herkes DJ’lik eğitimi almak istiyor, çünkü DJ tek başına on binlerce, milyonlarca kişiyi eğlendirebiliyor. Yanında bir asistanı, bir menajeriyle birlikte dünyayı dolaşabiliyor. Müzik yaptığı yerler, ya stadyum ya da çok büyük konser alanları ve bu iş gittikçe de gelişiyor, daha büyük alanlara yayılıyor. Aynı zamanda masrafsız ve çok fazla insana ulaşan bir meslek. Onun için DJ’lik şu an için çok daha popüler.

O zaman bugünün popstarlarının topladığından çok daha fazla kitleyi bir DJ topluyor, diyebilir miyiz?
Evet, hatta daha da geliştirirsek dünyada yeni popstar ismi DJ oldu.

Küçükken hayal kurduğunuzda ya da bu işi hayal ettiğiniz zaman bu kadar popüler olacağınız aklınıza gelir miydi?
Açıkçası ben küçükken astronot olmak istiyordum :) Ama müziği sevdiğim için sayesinde daha farklı kulvarlara girmiş oldum. Yine içimde aile şirketimizden dolayı inşaat mühendisliğine bir ilgim olduğu için hala onu da yapmaya devam ediyorum. Sevdiğim işi yaptığım için uykusuz kalmaya daha çok açığım, bir günde üç ülke dolaştığımız için uykuya zamanımız kalmıyor ama sahneye çıkınca her şeyi unutuyoruz. Milyonlarca kişi size bakıyor, tek başınıza onları eğlendiriyorsunuz. Bence bundan daha güzel bir duygu yok.

Burn & MTV DJ yarışmasında birinci oldunuz sizi burada diğer yarışmacılardan ayıran şey ne oldu?
Ben kişilik olarak copy paste – kopyala yapıştır- dan uzak bir insanım. Olandan daha çok olmayan şeyleri yapmaya özen gösteririm, tabi bu biraz daha cesaret isteyen bir iş. Daha farklı soundlar yaptığım ve daha farklı tekniklerle insanları eğlendirdiğim için bu noktada olduğumu düşünüyorum.

Öğrencilerimize hep şunu anlatıyorum; tarzınızı ortaya koymak için kendi kişiliğinizden farklı şeyler üretip onları sergileyin. Tabi bu konuda yetenekte çok önemli. Zaten biz de insanların içindeki o yeteneği ortaya çıkarmak için bu okulları kurduk. Onlar için ufak bir ilham parçasıysam ne mutlu bana.

Dj’likten sonra gelecek olan bir akım var mı?
Dj’lik dünyada daha çok gelişecek, soundlar değişecek. Günümüzde müzik soundları çok değişti, eskiden yaptığımız müziklerle şimdiki müzikler arsında dağlar kadar fark var. Hatta dün gece yeni bir şarkı yaptım, bir festivalde çaldım ilk kez, insanlar şok oldu bu nasıl sound diye. Amacım dünyada çok daha farklı soundlar üretmek.

Dj’likte yerel, kültürel müziklere de yer var mı?
Kesinlikle evet. Kültürümüzden ödün vermiyorum onları da kullanıyorum. Eski Türk sanat musikisi eserlerimizi biz günümüze kazandırdık, onları kulüplere taşıdık. Hatta kulüplerde yediden yetmişe herkes dans ediyor, babaanneyle yeni jenerasyon çocuk bile aynı kulvarda dans edebiliyor. Bu orta noktayı bulmak çok önemli, biz bu ortayı 10 sene önce bulduk. Çıkardığımız Connection adlı albümde, “Ada Sahilleri”, “Muhabbet Bağına Girdim Bu Gece”, “Yar Saçların Lüle Lüle” gibi çok önemli eserleri günümüze taşıdık. Şu an da yediden yetmişe herkes bu şarkılarla deli gibi dans ediyor.

Aşık Veysel, Neşet Ertaş gibi sanatçılar yaşasaydı ve onlarla çalışma imkanınız olsaydı çalışır mıydınız?
Elbette, ancak hala onlarla çalışma fırsatım var. Çünkü Ajda Hanım’ın Oyalama Beni şarkısını yapmadan önce biz Ajda Hanımla bir araya gelmedik. Bu benim içimden gelen bir duygu, sizinle konuşurken bile aklımda bir sürü melodi var, bunu müziğe dökebilirim. Bu gerçek bir sanatçılıktır. “Oyalama Beni”, “Yar Saçların Lüle Lüle ” gibi şarkıların remixleri halen yenileniyor. Çünkü günümüzde soundlar değişiyor, insanlar daha farklı arayışlar içerisindeler. Onun için belki de şarkıların 2019-2020 versiyonları olacak, ama çok da uca gitmemek lazım insanları da yakalamak gerekiyor. Bu orta noktayı bulabiliyorsanız siz gerçek bir sanatçısınızdır.

Türk bayrağını uluslararası platformda en yükseğe taşıyorsunuz. Ülkemiz milli sporcu yetiştirmek için milyonlarca dolar para ve zaman harcıyor siz kendi kendinizi yetiştirdiniz, bayrağımızı dalgalandırıyorsunuz. Peki, herhangi bir destek alıyor musunuz?
Hiçbir destek almadım, manevi desteğimiz var, dostlarımız var. Onlarla birlikte ilerliyoruz, yaptığımız işleri bu dostlarımızla paylaşıyoruz. Müzik olarak geldiğimiz nokta şimdiye kadar olmayan bir iş. Bu iş neydi? “Tomorrowland”, Dünyanın en büyük organizasyonu, bundan daha büyük bir organizasyon hiçbir yerde yok. Yarım milyon insanın katıldığı bir organizasyon ve burada ilk kez bir Türk çaldı. Biz oraya gittiğimizde ben çok şaşırdım. Türk bayrakları dağıttıklarını zannettim ama hayır, insanlar birçok farklı ülkeden geldiler ve sahneye çıktığımda Türk bayrakları açıldı, ağlamamak için kendimi zor tuttum. Çok büyük bir organizasyon ve bu organizasyonda her ülkeden gelen insanlar kendi bayraklarını alıp geliyordu. Ama organizasyonda gördük ki Almanlardan Çinlilere kadar pek çok insan Türk bayrağı açtı, bu bizim için çok güzel bir duyguydu. Organizatörle görüştüğümde ‘’çok geç kaldınız’’ dedi. ‘’Neden?’’ diye sordum, o da “neden Türkiye’den daha önce DJ sanatçı gelmedi buraya” deyince, ben de “siz çağırdınız da biz mi gelmedik” gibisinden espri yaptım. Bundan sonra sizi mutlaka bekleriz dediler.

Ben o gün orada çok farklı bir şov yaptım. Sahnede gitar performansı sergiledim. Tomorrowland yaklaşık on yıldan bu yana Belçika’nın Boom şehrinde yapılan bir organizasyon ve böyle bir organizasyonda ilk kez bir DJ gitarla sahne almış oldu. Bu ilk’i bir Türk olarak ben yaptığım için çok mutluyum, önümüzdeki sene çok daha büyük bir şov hazırlayacağımı söyledim onlara. Bizim Tomorrowland’den sonra kulvarımız da gelişti, şu an yaklaşık 120’ye yakın festival bizi bekliyor. Amerika var, sonra Asya Marketinge başlayacak. Yani uzun bir maraton bizleri bekliyor.

Boş zamanlarınız da ne tür müzikler dinlersiniz?
Boş zamanlarımda uyurum:) Yaptığım müziği oturup sadece stüdyoda değil her yerde dinler ve yaparım uçakta, otelde, bulunmuş olduğum her yerde,, biraz daha mobil DJ moduna girdik. Çünkü stüdyoda oturup müzik yapacak zamanımız olmuyor.

Favori sanatçılarınız kimlerdir?
Müzik konusunda çok geniş bir zaman dilimini takip eden bir insanım. Türkiye’de ilk Türk bestecilerden, sanatçılardan, Mustafa Itri’den tutun da, Aşık Veysel gibi günümüze kadar gelen isimleri fazlasıyla dinleyen birisiyim. Yine günümüz popüler sanatçılarından Tarkan, Ajda Pekkan, Sezen Aksu dinlerim ve bestelerini İstanbul’daki ekibimizle birlikte yenilemek için çalışmalarımız devam ediyor. Onlar da bizim stüdyomuza ziyarete gelirler.

Yabancı olarak ta Kelvin Harris, Dua Lipa, Anne Marie, Ed Sheeran başarılı işler yapan, sevdiğim insanlar.

Hangi takımı tutuyorsunuz, fanatik misiniz ve maçlara gitme fırsatınız oluyor mu?
Beşiktaşlıyım ve fanatiğim. Maçlara gidiyorum, başkanla beraber kamplara gidiyoruz. Stadyumda da Come To Beşiktaş diye bir şarkı yaptık, devrelerde en az 7-8 defa çalıyor. Çok güzel bir parola oldu Come To Beşiktaş projesi, önümüzdeki sezon da şarkıya bir klip çekmeyi düşünüyoruz.

On yıl sonra kendinizi nerede görüyorsunuz?
Kesinlikle Mars’da:) Zaten 5 yıl sonra Mars’a yolculuklar başlıyor.

Dünyada fenomen olan La Casa de Papel’in 3. Sezon jenerik müziklerini hazırlayacaksınız, bu süreç nasıl gelişti?
Ülkemizde bir dönem Kurtlar Vadisi dizisi çok meşhurdu, şimdi de La Casa de Papel furyası başladı. Netflixte yayınlanan çok popüler bir dizi, Türkiye’den sonra Meksika, İtalya, İspanya gibi ülkelerde de çok fazlasıyla izlenen bir dizi. Şarkının müziğini yapıp onlara gönderdik ve çok beğendiklerini, 3. Sezon için daha hareketli bir versiyon aradıklarını ve bizim yaptığımız versiyonun da tam aradıkları versiyon olduğunu söylediler. Bu durum bizim için biraz da şans oldu tabi ki, sonra biz İtalya’ya davet edildik ve İtalya’da Vatikan’da, La Casa de Papel kostümlü 8 dansçıyla beraber bir şov sergiledik. Şimdi de şarkıya bir klip çekmeyi düşünüyoruz ve yönetmenlerimiz şu anda alt yapıyı hazırlıyorlar, muhtemelen önümüzdeki ay Kolombiya’ya gidip klip çekimi gerçekleştireceğiz. Şarkı çok güzel gidiyor, ben her gittiğim festivalde şarkıyı çalıyorum. Dizi için de sabırsızız çünkü 2019’da çıkacak bir versiyon ama dizi karakterlerinden Tokyo kendi story’sinde şarkıyı paylaştı bu bizim için çok güzel bir olay. Bütün dünya bu diziyi bekliyor. Dizi ve şarkıda çok büyük bir bütünlük olacak diye düşünüyorum. Merakla bekliyoruz, bekleyip göreceğiz.

Dünyaya açılan bir sanatçı olarak sizin gibi müziğe, DJ’liğe veya diğer sanat, spor dallarına ilgisi olan gençlerimize ne gibi tavsiyelerde bulunursunuz?
Ben DJ’lik için her zaman, her şeyden önce iyi bir araştırmacı olunması gerektiğini söylüyorum. Şu an da bilindiği gibi Youtube ve Spotify gibi hep paylaşıma açık sayfalar ortaya çıktı. Bunları mutlaka araştırsınlar, bir yere gidip eğitim alamasalar bile en azından Youtube’den izledikleriyle kendilerini geliştirebilirler, bu çok güzel bir olay. Dünyanın neresinde olursanız olun kendinizi geliştirebilirsiniz, ben bile hala eğitim verirken dahi birçok şeyi yeniden öğrendiğimi düşünüyorum. Çünkü yeni ekipmanlar çıkmaya devam ediyor. 2019’da belki de eldiven takıp müzik yapmaya başlayacağız, az çok bu işin nerelere gelebileceğini tahmin edebiliyoruz. Buna paralel olarak telefonlar, faklı teknolojiler gelişiyor, sözün özü iyi bir araştırmacı olunması gerekiyor.

Türkçe müzik söylenerek dünya starı olunur mu?
Neden olunmasın? Ben yaptığım performanslarda Arapça şarkılar da çalıyorum, Rusça şarkılar da çalıyorum ve insanlar deli gibi dans ediyorlar. Gittiğim bazı yerlerde Türkçe şarkıların ufak versiyonlarını deniyorum. Hatırlarsanız The Weekend Nüket Duru’yu kullanmıştı. Yani dünyaca ünlü sanatçılar da Türk sanatçıların sample’larını kullanıyorlar. Burada önemli olan bu işe biraz daha açık olmak ve toplum olarak destek vermek.

Geçmişteki yetenekli sanatçılarımızın eserleri tam olarak araştırılmadan yeni işler mi ortaya konuluyor?
Hayır, buradaki sıkıntı marketingden kaynaklanıyor, bu işi doğru pazarlayamadığımızdan kaynaklanıyor. Hâlbuki yurt dışında fazlasıyla kullanılan çok güzel eserlerimiz var. Türkiye’de maalesef insanların haberi bile yok. Az önce de bahsettiğimiz gibi La Casa de Papel şu an da İtalya’da, Fransa’da çok büyük sevgiyle karşılanıyor, dinleniyor ama Türkiye’de diziyle ilerliyor, burada biraz magazinsel ilerlemek gerekiyor. Sanata çok fazla değer vermediğimizin bir göstergesi aslında bu, toplum olarak bunlara açık olursak, sanata değer verirsek az önce bahsetmiş olduğum İtalya, Fransa gibi bu başarıları ülkemizde de elde edebiliriz.

Çok teşekkür ediyoruz. Başarı haberlerinizi bekliyoruz.
Ben teşekkür ediyorum.