Cihad KÖK

Yetenekli Genç Yazar

Cihad KÖK

Cihad KÖK

Cihad KÖK

 

Cihad Kök, yetenekli genç yazarlarımızdan. Bundan sonraki sayılarda köşe yazılarına yer vereceğimiz yazarımızı bu sayımızda sizlere tanıtmak istedik ve işte kendi kaleminden, kendi anlatımı ile Cihan Kök…

 

21 Ocak 1982 de dört kardeşin en küçüğü olarak Kırıkkale’de doğdum. Aslen Ankara, Kalecik’liyim. İlk ve Orta Okulu Kırıkkale’de okudum. Ardından o sene Konya’ya taşındık, Babam emekli olmuştu ve 1 yıl öncesinde abim Selçuk üniversitesini kazanmıştı; hal böyle olunca anne ve babam ağabeyimin yalnız kalmasını istemediler ve böylelikle Konya’ya taşındık. Liseyi Konya’da Anadolu Turizm Otelcilik Meslek Lisesinde okudum. Sonrasında Selçuk Üniversitesi Turizm Otelcilik Bölümüne başladım ama daha sonra bıraktım.

Okulla benim hayattan beklentilerimiz farklıydı. Ayrıca turizmi meslek olarak bir türlü sevemedim, bir türlü kendimi; hayatını turizmden kazanacak ve o alanda çalışacak bir adam olarak göremedim. Bunun yanında; bir şeyleri sadece yapmış olmak için yapmayı sevmiyorum. Konu ne olursa olsun, hayatımın neresinde ne kadarında yer alırsa alsın, bir şey sadece yapılmış olması için yapılmaz, yapılmamalı! Üniversitede Turizm Bölümü de benim için böyleydi. Sadece bir okuldan mezun olup diploma almış olmak için sevmediğim bir şeyi yapmak istemedim. Biliyorum bu düşünce günümüz için geçerli değil ama maalesef bende başkalarının veya günümüzün düşüncelerine göre hareket edemem. Zira düşünebiliyorum ve kendime göre doğrularımla yaşıyorum.

Benim için öncelik yazmak, sonra yine yazmak ardından yine yazmak. Hobilerimde ilk üç kesinlikle değişmez, değişemez çünkü yazmak artık öyle bir hal aldı ki benim için, hem hobim hem işim ve bu iki kavram tamamen birbirine girmiş durumda. Şöyle ki bir hafta sonu için oturup aylar öncesinden plan yapsam, düşündüğüm her şeyi o hafta sonuna sığdırıp bütün bir planı tek tek gerçekleştirsem; evde oturup tam anlamıyla içime sinen bir cümle yazmanın hazzını bana yaşatamaz. Bunun yanında tabiî ki diğer insanlar gibi yapmaktan zevk aldığım bir çok şey var, mesela son ses müzik dinlemek beni çok mutlu eder. Eski Türk filmlerini izlemek; Fenerbahçe maçları olmazsa olmazım, ama en güzeli de ailemle vakit geçirmek. Yeğenlerimle bilgisayar oyunlarında kapışmak ve film izlemek beni çok mutlu ediyor. Zaten son derece evcimen biriyim, eğer dışarıda işim yoksa ve çıkmam gerekmiyorsa çok kolay dışarı çıkmam. Evde vakit geçirmeyi çok seviyorum.

Deneme yazılarım var, ama dediğiniz gibi evet şiir gibi yazılar. Her şeyden önce edebiyatçılar tarzıma bir isim bulmak zorundalar galiba.

Ben kendimi çok iyi ifade edemem yazdığım gibi konuşamam. Tıkanır kalırım. Yazarken sarhoş gibi oluyorum. Söylemediklerimi, aklımdakileri, söylemek istediklerimi, bastırdıklarımı her şeyi rahatça anlatabiliyorum. Sarhoşluğun arkasına sığınıp rahat hareket edenler gibi, sığınıyorum yazılarıma. Yazmak harika bir şey. Anlatamadığım, söylemediğim kesinlikle bir şey yok. Neyi nasıl anlatmak istiyorsam, ne kadar anlatmak istiyorsam o kadar anlatıyorum, o kadar söylüyorum. Ama sonrasında tekrar tekrar okuyamam yazılarımı hatta birçoğunu dönüp okuyamam. Utanırım söyledim ya sarhoş gibi oluyorum diye, işte yazım bittikten sonra yani ayılıp kendime geldikten sonra o yazarken gösterdiğim rahatlık beni utandırır.

Her hangi bir konuda yazı yazabilirim, ne olduğu önemli değil, her şey olabilir bu konu. Otobüste yer verilmeyen bir teyzede olabilir, terk edişmiş ya da aşık bir adamın ruh halini de anlatabilirim. Mendil satan bir çocuğunu ışıklarda beklerken kurduğu hayalleri de yazabilirim. Hiç kimseye hiçbir şey ispatlayıp, kanıtlamaya çalışmadan. Kimselere bir şey kabul ettirme derdine düşmeden düşüncelerimi yazıyorum, düşündüklerimi yazıyorum. Belki de kendim olup; kasılmadan dilediğim gibi yazabildiğim için farklıyım. Farklı geliyorum insanlara.  Eğer her cümlede her yazıda kim buna ne der diye düşünsem kalıplara sıkışmam kuvvetle ihtimal ki, işte o zaman farklı olamazdım galiba. Bütün bunların yanında çok basit bir örnekle anlatmak gerekirse özne, yüklem, tümleç derdine düşüp sınırlar içinde yaşamak yazmak istemiyorum. Tabiî ki dil bilgisi adına belli kurallar var mutlaka; ama hiçbir dilbilgisi kuralı da benim ne anlatmak istediğimi benden iyi bilemez. İşte bu yüzden bana kızanlar olsa da özne başta yüklem sonda yerine yüklem başta özne sonda yazabilirim. Zira duyguların dil bilgisi olmaz.

Yazarken akıcı olsun istiyorum. Birisi yazılarımı okurken bir an olsun dikkati dağılmadan, heyecanı kaybolmadan, hep bir sonraki cümleyi merak ederek okusun istiyorum.Ve bir yazıyı yazarken, bir cümleyi bitirip diğerine geçerken yatağında ya da koltukta oturup okuyan insanı düşünüyorum. Nerde ne kadar sıkılabilir? Ne eksik ne fazla cümlelerim olsun istiyorum Ve bütün yazılarımı bu düşünce üzerine yazıyorum. Bütün yazılarım bu temel üzerinde yükselsin istiyorum. Ve tabiî ki kafiyeler insanların ilgisini çekiyor, Ve o uzun yazılar hiç uzun gelmiyor insanlara.

Bir çok kişi yazılarımın kendisini anlattığını söylüyor, o tip yorumlar değerlendirmeler oluyor. E tabi buda beni mutlu ediyor. Bir yazınızın sizden başka insanlara bir şeyler hissettirmesi, o insanlara hitap etmesi ve sahiplenilmesi tarifi imkânsız bir mutluluk. Ama benim yazılarım herkesi anlatıyor O’nu, bunu şunu, sizi. Çünkü bütün insanların yaşadıkları sevinç, mutluluk, üzüntü, hayal kırıklıkları, ellerinde kalan dallar ve güvendikleri dağlara yağan karlar hep aynı. Herkes seviliyor, terk ediliyor, üzülüyor, hayal kırıklığı yaşıyor ve ya çok mutlu oluyor. Ağlıyor, ağlatılıyor, hayat karşısında beklemediği kırıklık ve şaşkınlıklar yaşıyor. Ve bütün bu duyguları bütün insanlar yaşıyor; sadece yer zaman mekan veya yaşayan kişiler değişiyor. Benim yazdığım yazmaya çalıştığım ve dile getirdiğim her türlü insana dair olay ve konuları herkes az yada çok yaşadığı için okuyan herkes kendinden bir şeyler buluyor diye düşünüyorum.

Henüz bir kitabım yok. Ama artık ismi falan belli; eli yüzü şekillenmeye kaşı gözü belli olmaya başladı. Sağ olsun hayranlarımın her zaman bu yönde istekleri ve destekleri oldu ki onlara çok teşekkür ediyorum. Eğer şuan sizinle yazılarımın hakkında konuşuyorsak tabiî ki bu hayranlarımın sayesinde onların varlığı benim yazılarıma değer katan size benimle röportaj yaptıran. Kitap için çalışıyoruz, baya yorucu bi süreç. Yarın çıkartabiliriz kitabı ama her şey içime sinsin istiyorum her cümle çok güzel olsun istiyorum. O yüzden biraz daha beklemelerini rica etmek durumundayım hayranlarımdan.
Kitap konusu beni biraz endişelendiriyor aslında, çünkü işinin ehli edebiyatçılar ve edebiyat çevrelerinin iyi veya kötü anlamda eleştiri ve tenkitleri beni etkiler. Nasıl etkilemesin ki işinin ehli kişilerin sizin hata veya iyi taraflarınıza dikkat çekmesi. Düşüncesi bile heyecanlanmak ve tedirgin olmak için yetiyor.  Bunun yanında bu eleştiriler elbette bana yol gösterecektir, derslerde çıkaracağımdır mutlaka ama hayatımın da amacı değil edebiyatçılar tarafından takdir ediliyor olmak.

Her insan gibi benim de büyük hayallerim ve projelerim var düşündükçe bile beni heyecanlandıran mutlu eden ama en büyük hayalim ve Allah Teala’dan dileğim yazmaya, yazabilmeye devam edebilmek. Yıllar sonrada yazıyor olabilmek ki çok korkuyorum bir gün ya istediğim gibi yazamazsam diye. Ve yazmanın hiçbir zaman benim için sıradanlaşmaması ve yine yıllar sonrada yazarken ve yazdıktan sonra beğendiğim bir cümleyi yine bugün ki heyecanla tekrar tekrar okuyabilmek en büyük hayalim. Diğer her şey daha sonra geliyor. Bunun yanında inşallah şimdiki hazırlık aşamasında olan denemelerimin yer alacağı kitabımın ardından bir roman çalışmam olacak. Kısacası aslında yazmakla ilgili bir çok şey projelerim arasında yer alıyor.

Add comment

1 + 7 =