Elif Dağdeviren

53. Uluslararası Antalya Film Festivali Direktörü

53. Uluslararası Antalya Film Festivali Direktörü Elif Dağdeviren

53. Uluslararası Antalya Film Festivali Direktörü Elif Dağdeviren

53. Uluslararası Antalya Film Festivali Direktörü
Elif Dağdeviren

Uluslararası Antalya Film Festivali kapılarını büyük bir heyecanla açıyor. Bu yıl 53.sü düzenlenecek olan festival için nefesler tutuldu. Festival Başkanlığını Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Menderes Türel’in yaptığı festivalin direktörü de Elif Dağdeviren…
Sinema sektörünü geleceğe taşıma hedefinde sağlam adımlarla ilerleyen Elif Hanım’la 53. Uluslararası Antalya Film Festivali’ni tüm detayları ile konuştuk…

 

 

– Antalyalılar, her yıl olduğu gibi 53. Uluslararası Antalya Film Festivali’ni merakla bekliyor. Festival Direktörü olarak bu yılki yenilikleri sizden dinleyebilir miyiz?
Festivalimiz bu yıl da ulusal ve uluslararası yarışma filmleriyle birlikte, yarışma dışı film seçkileri, yan programlar, söyleşilerle dopdolu bir içeriğe sahip. Sinemamızın eski ve yeni dönem starlarıyla birlikte pek çok önemli yabancı konuğumuz da var. Ayrıca yine ülkemizden ve yurtdışından sinema endüstrisinin profesyonellerinin katılacağı dolu dolu bir sekiz gün bekliyor Antalya’yı ve festivale katılan tüm ulusal ve uluslararası konukları.

Bu sene, sinemamızın geleceğini yönlendirecek ve başta Belediye Başkanımız ve Festival Başkanımız Menderes Türel olmak üzere hepimizi çok heyecanlandıran Film Talent Marketing Rounds yani FILM TMR, platformunu başlatıyoruz. Geçen yıl festival sırasında basına ve endüstriye ilk duyurusunu yapmıştık. FILM TMR, özellikle ticari olarak sinemamızda kazanımlarını göreceğimiz bir bölüm. Türkiye’de üretilmiş olan uzun metrajlı filmlerin dünyaya açılabilmesi için gerekli ilişkilerin kurulacağı; film pazarlama, ilişki sağlama ve iletişim platformu. Bu platformda Türkiye’den ve dünyadan önemli isimlerin katılımıyla workshoplar düzenleyeceğiz, özel tanışma etkinlikleri olacak. Amacımız Türkiye sinemasını Türkiye ve dünya sinema sektörü ve medyası ile buluşturmak.

-Bu yıl ilk kez Festival Yolu isimli bir uygulama da başlatıyorsunuz bildiğimiz kadarıyla ve bir Festival Merkezi de kurulacak…
AKM, film galaları düzenlediğimiz, film gösterimlerinin ardından filmlerin ekipleriyle soru cevaplar yaptığımız bir nevi festival merkezi gibi kullandığımız bir mekandı. Ama bu sene daha geniş alana yayılmış bir Festival Merkezi’miz var. Cam Piramit’i festival süresince kullanacağımız, akreditasyonu olan herkese açık bir festival merkezine dönüştürdük. Basın odaları, seminer alanları, FILM TMR etkinlik salonları, film ve video izleme, kafeterya, festival ekiplerinin kullanacağı bölümlerle festivalin beyni haline getireceğiz.

Cam Piramit’le Antalya Kültür Merkezi arasındaki yürüme yolu ise Festival Yolu olarak öğlen 12.00 ile gece 00.00 saatleri arasında tüm halkın ziyaretine açık şenlik alanına dönüştürdük. Sinemaseverlerin, çocukların, ailelerin, gençlerin vakit geçirip müzik dinleyebilecekleri, filmlerle ilgili bilgi alabilecekleri, Türkiye sinemasının ünlüleriyle karşılaşıp fotoğraf çektirebilecekleri, imza saatlerinin, söyleşilerin olacağı capcanlı bir alan olacak. Bunlar bu seneki yeniliklerimizden. Ulusal ve uluslararası yarışmalarımızla birlikte elbette yine ustalık sınıfı söyleşileri, workshop’lar, Antalya Film Forum, bir ülke sinemasını merkeze aldığımız film seçkisi ki bu sene Çin’den seçiyoruz filmleri, gece yarısı gösterimleri, çok önemsediğimiz bir sergimiz var. Rabarba adını taşıyan sergimizde dublaj sanatçılarının fotoğraflarından oluşacak etkileyici bir çalışma yapacağız. Bu yıl bu projeyle bağlantılı olarak da Emek Ödüllerimizi ikiye çıkarttık ve çok değerli dublaj sanatçılarımız Toron Karacaoğlu ile Altan Karındaş’a takdim ediyoruz.

-Dublaj sanatçılarına sinemamızın görünmez kahramanları diyebilir miyiz?
O kadar doğru ki bu tanımlamanız. Bazı isimlerin yüzlerini tanıyoruz ama çoğunu yanımızdan geçseler dahi tanımayız ancak konuştukları zaman sesleri çağrışım yapar. Festival olarak RABARBA isimli sergi ve özel kitabımız aracılığıyla, dublaj stüdyolarından çıkartıp sinemanın ışığıyla buluşturuyoruz bu çok değerli isimleri. Fotoğraf sanatçısı Serdal Güzel ile dizi ve sinema filmlerinin son dönem en önemli isimlerinden Deniz Çakır’ın objektifinden çıkan siyah beyaz fotoğraflardan oluşuyor sergimiz. Kimleri kimleri seslendirmemişler ki; Belgin Doruk, Göksel Arsoy, Ekrem Bora, Muhterem Nur, Yılmaz Güney, Cüneyt Arkın, Türkan Şoray, Filiz Akın, Hülya Koçyiğit… Zaten biliyorsunuz Yeşilçam döneminde ve hatta sonrasında da uzun yıllar sanatçılar kendi sesleriyle konuşmadılar. Sadece Türk filmleri mi, zamanla hayatımıza giren yabancı filmler ve televizyon dizilerindeki karakterlerin de sesleriyle kalplerimize kazınmasını sağladılar. Al Pacino’dan Sylvester Stallone’ye, Bruce Wills’ten, Mavi Ay dizisinin yıldızı Cybill Shepherd’a, Tom Cruise’a, Bill Cosby’e kadar tüm uluslararası yıldızları sesleriyle ailelerimizin fertleri haline getirdiler. Dallas’ı, Çarli’nin Melekleri’ni adeta onlar ölümsüzleştirdiler… İşte biz de bu sergimiz ve ona özel hazırladığımız kitabı aracılığıyla saygı duruşunda bulunuyoruz.

-Sosyal sorumluluk projelerinizden de söz eder misiniz?
Biz Antalya ve Antalya Film Festivali’nin gücünden yararlanarak bazı konularda ciddi farkındalık yaratabileceğimize inanıyoruz. Bu yılki sosyal sorumluluk projelerimizden birisi Türkiye’nin dünyada en güçlü ve pozitif duruşu sergilediği alanlardan birisi olan mülteciler konusuyla ilgili. Yerlerini yurtlarını bırakarak bir bilinmeze doğru göç etmek zorunda kalan mültecilerle ilgili bu bölümümüzde film programımız ve etkinliklerimizle göçmenlik sorununu en çok yüklenen kadınları anlatacağız. Özellikle Antalya halkı tarafından ilgiyle takip edilen ve festivalin başladığını müjdeleyen geleneksel kortej, ulusal ve uluslararası pek çok yıldızla Antalyalıları bir araya getirecek. 15 Ekim Cumartesi günü gerçekleşecek kortej, iki yıldır Sosyal Sorumluluk ve Farkındalık Korteji olarak adlandırılırken bu yıl da tüm dünya coğrafyalarının ortak meselesi “göçmenler” sorunu ile 15 Temmuz’da yaşadığımız ve zaferle çıktığımız darbe girişiminden yola çıkarak darbe olsaydı neler olurdu sorusunu cevaplayan filmler ve yan programlarla halkı buluşturacak.

-15 Temmuz’un festivale etkisi nasıl olacak?
O kadar korkunç bir olay yaşadık ki bunun festivalimize etkisi olmaması mümkün değil. Aslında her yıl tek bir sosyal sorumluluk projesine odaklanırken, bu sene göçmen filmleri programı olan “Hiçbir Yerin İnsanları”nın yanında, bir de “Güneş Tutulması” adını verdiğimiz bölümle darbe filmleri seçkisi ve paneli ile bu konuda bir farkındalık yaratmak istedik. Bu bölüm de yukarıda belirttiğim gibi bizim sosyal sorumluluk projemiz… Halk olarak engellediğimiz darbe girişimi ülkemizin gerçek bir demokrasi zaferidir. Özellikle genç kuşaklara korudukları değerin ne kadar önemli olduğunu bu olayın büyüklüğünü anlatmamız lazım. Bizim yaşımızdakiler ve büyüklerimiz maalesef darbelerin karanlık yüzünü çok iyi biliyorlar. Hem bilenlere yeniden anlatmak, unutanlara hatırlatmak, yeni nesillere de göstermek için Güneş Tutulması isimli film seçkisi hazırladık. Aynı zamanda da bunun tüm dünya tarihinde var olduğunu, ve darbelerin “başarılı” oldukları ülkeleri aslında nasıl da yok ettiğini anlatan dünya filmleri de var. Yıllardır bu konuyla ilgili o kadar çok film çekilmiş ki. Biz bu filmlerle hatırlatma yapmak istiyoruz.

-Festivale birçok ünlü sinemacının katıldığını biliyoruz, bu sene gelen isimlerden söz eder misiniz?
İlk isim geçtiğimiz günlerde duyurduğumuz dünyaca ünlü aktör Gerard Deparideu… Sözleşme imzalanma aşamasında olan ama henüz son noktayı koymadığınız için ismini açıklayamadığımız Avrupa ve Amerika sinemasından çok değerli sanatçılar da bizimle olacak. Bazıları Geleneksel Kortej’e de katılacak. Festivale davet ettiğimiz isimleri sadece açılış ya da kapanış gecemizde kırmızı halıda yürüsünler, kortejde halkı selamlasınlar düşüncesiyle davet etmiyoruz; aynı zamanda binlerce hayranlarıyla filmleri aracılığıyla buluşsunlar diye mutlaka en az bir tane sinema tarihinde iz bırakmış filmini gösteriyor, yaptıkları çalışmalar hakkında bilgi paylaşsınlar diye soru cevap bölümüyle sevenleri ile, sinema tutkunlarıyla buluşturuyoruz.

-Antalya’nın gurur duyduğu sanatçılardan Sümer Tilmaç’ın adı da Antalya Film Festivali’nde yer alıyor. Nasıl karar verildi bu değişime?
Bu duyar duymaz çok sevdiğimiz fikir Menderes Bey’e ait. Geçen yıl kaybettiğimiz, sizin de dediğiniz gibi Antalya sevdalısı, 200’ün üzerinde filmde rol oynayan, unutulmaz karaterlere imza atan Sümer Tilmaç’ın adını, festivalimizin en yeni yarışmalı bölümü Antalya Film Destek Fonu’nda yaşatacağız artık. Böyle Sümer Tilmaç’ın adı her zaman çok sevdiği Antalya ile bir arada anılacak. İçinden Antalya geçen senaryolar Sümer Tilmaç Antalya Film Destek Fonu için yarışacak. Antalya şehrindeki film üretimini arttırmak, şehri Türkiye ve dünya film endüstrisinin önemli merkezlerinden birine dönüştürmek amacıyla düzenlenen ve 100 bin TL parasal ödülü bulunan Sümer Tilmaç Antalya Film Destek Fonu, çok özel bir misyonu yerine getiriyor. Geçen yıl başladığımız 100.000 TL parasal ödülü olan Antalya Film Destek Fonu bölümümüzün hedefi, çekimlerinin en az üçte biri Antalya şehrinde gerçekleştirilecek olan ulusal uzun metrajlı bir filme senaryo aşamasında destek olmak. Türkiye’de film çekimi için en elverişli gün ışığı ve doğal platoların bulunduğu Antalya şehrindeki film üretimini artırmak. Antalya’yı, Türkiye ve dünya film endüstrisinin önemli lokasyonlarından birine dönüştürme misyonu ile hareket eden başta sayın Menderes Türel olmak üzere Antalyalı’ya bu misyonda yardımcı olmak.

-Festivalde Emel Sayın da ödül alan isimler arasında…
Emel Sayın, beyazperdenin en sevilen, en güzel, en etkileyici yıldızlarından birisi. Yeşilçam’ın unutulmazları arasında. Müzik dünyasındaki başarılarına sinemada da devam edip; Hicran, Süreyya, Feride, Gülizar, Mavi Boncuk filmleriyle kalplerimizde oyuncu olarak da ayrı bir yere sahip. Hem güzelliği hem oyunculuğu hem de sesiyle oynadığı filmleri bir başka boyuta taşıyan Emel Sayın, onu sevenlerin gönlüne özlenen bir sinema oyuncusu olarak da yerleşti. Emel Hanım, bu yıl festivalimizin Yaşam Boyu Başarı Ödülü’nin sahibi oldu. Çünkü yaptığı her işi başarıyla yapan ve yıllardır zirvede olan çok çok başarılı bir sanatçı.

-Festivalden söz edip de yarışma filmlerinden söz etmezsek olmaz.
Uluslararası Antalya Film Festivali’nin yarışmalı bölümlerine bu yıl toplam 353 yapıt başvurdu. Sonuçlarının her yıl merakla beklendiği festivalin geleneksel “Ulusal Uzun Metrajlı Film Yarışması”na 6’sı belgesel olmak üzere 60 film başvurdu. Altın Portakal ile birlikte bu bölümün para ödülü 50’si dağıtım desteği olmak üzere 100 bin TL. Türkiye’de ne yazık ki seyir ilgisinin genellikle ikinci planda kaldığı kısa filmler ise geçtiğimiz yıldan itibaren uluslararası yarışma filmlerinin hemen önüne konularak çok daha geniş bir seyirci kitlesi ile buluşmuştu. Çok olumlu tepki alan bu uygulama ile halk oylamasına da açılan kısa metrajlı film seçkisinde yarışan filmlerden biri İzleyici ödülü kazandı. Kısa filmciler bu yıl da festivale yoğun ilgi gösteriyor. İzleyici Ödülü için yarışacak Ulusal Kısa Metrajlı Film Seçkisi’ne başvuran film sayısı 202. Bu yıl çok sıkı bir rekabet içinde geçecek festivalimiz. Başarılı bir seçki yaptığımızı düşünüyoruz. Sadece biz değil, filmleri açıkladığımız günden beri sektörden de bu yönde tepkiler alıyoruz. Belgesel filmler de biliyorsunuz artık daha geniş bir izleyici kitlesi ile buluşarak, izleyici ödülüne aday oluyorlar. Bu yıl bir de yarışma filmleri kadar festivalimizde yer almasını dilediğimiz nitelikte, sinema keyfi taşıyan filmlerden oluşan Rengahenk diye bir bölüm başlattık. Oradaki 10 film de izleyici ödülü için yarışacak. Ben her zaman bir yapımcı olarak izleyici ödüllerini çok anlamlı ve değerli bulurum, beş ayrı dalda izleyici ödülü verilmesine aracı olmak çok heyecan verici.

Add comment

8 + 2 =