Bihter TÜRKAN ERGÜL

Tiyrus Koku Uygarlığı

Tiyrus Koku Uygarlığı Bihter TÜRKAN ERGÜL

Tiyrus Koku Uygarlığı Bihter TÜRKAN ERGÜL

Bihter Türkan Ergül. Kendisi aslında psikoloji eğitimi alsa da dünyanın sayılı koku uzmanlarından biri. Özellikle kokunun insan psikolojisine etkilerini,  Osmanlı Arşivlerinde koku tarihini ve gündelik yaşam üzerindeki etkilerini araştıran Ergül,  Hollywood starları, dünya liderleri, sanat ve siyaset camiasının en çok bilinen yüzleri için kişiye özel tasarladığı eşsiz parfümleri ile de tanınıyor. Dolayısıyla röportajımız da koku üzerine… Kokular ve Tiyrus Koku Uygarlığı…

Kokuda özgür olun

Kokuyu bu kadar önemsediğinizi nasıl fark ettiniz?
32 yıldır kokularla ilgileniyorum. Psikolojik kökenli bir eğitim aldım. Henüz 6 yaşımdayken kokuya ilgi duymam, her şeyi koklamam, kokularla ilgili farklı yorumlar yapmam ailemin dikkatini çekti. Onlar bende bir sağlık sorunu olduğunu düşündüler. Yapılan tetkikler sonucu burnumda aşırı hassasiyet olduğu anlaşıldı. Türkiye’de birçok kişinin burnu çok iyi koku alır. Benden daha iyi burnu koku alanları da gördük. Fakat yorumlanması çok farklı. Nasıl ki sesiniz iyidir ve gerekli şan dersleri alınca iyi bir sanatçı olursunuz ya da resme yatkınlığınız vardır, herkesten daha iyi resim çiziyorsunuzdur. Güzel sanatlar eğitimi alırsınız. Bu da aynı şekilde. Türkiye’de de, dünyada da tek değilim. Bizim de hocalarımız, bu işin duayenleri var.

Koku uzmanlığını meslek haline dönüştürmeye nasıl karar verdiniz?
32 yıldır hobi olarak ilgileniyordum daha sonra bir sektör halini aldı. Uzun yıllar özel sektörde yöneticilik de yaptım. Topuklu ayakkabıdan ve plaza hayatından çok sıkıldığım için hobi olarak ilgilenmeye başlarken bir anda sektör haline gelip bir marka, iş yeri, bir mağaza, bir showroom derken kendiliğinden gelişti. Bana sorarsanız çalışıyor muyum? Çalışmıyorum. Yani şirketten ayrıldığım günden beri sanki işsizim ve bunu eğlence olarak yapıyormuşum gibi geliyor. Kendi başına büyüyen bir şey var. Bihter Türkan Ergül markası da Tiyrus Koku Uygarlığı benim şahsi kimliğimden farklıymış gibi geliyor. Tiyrus Bizans’ta kokulu kremler, kokuyla ilaçlar yapan kişi demek.

Osmanlı’daki koku kültürünü de araştırıyorsunuz. Gizemli bir dünyaya mı girmiş oldunuz?
Yaklaşık 8 yıldır Osmanlı’daki koku kültürünü araştırıyorum. Çünkü ben işin kozmetik tarafında değilim. Çok güzel kozmetik firmalar, çok iyi markalar var. Güzel kokuyu çok iyi yapıyorlar. Ama kokunun da bilinç altına verdiği mesaj var. Şifahanelerde kullanılan koku yöntemlerine bakıyorum. Neden kokuyla tedavi var. Araştırdığımız kadarıyla Eski Mısır’da tapınaklarda duvarlarında dahil tedavili koku formülleri mevcut. Osmanlı şifahanelerine baktığımız zamansa ise Evliya Çelebi’nin seyahatnamesinde 4. cildinde kokuyla tedavi yazıyor. 2.Beyazıt Külliyesi’nde Irak Makamlık karşısında kekik, biberiye ve nane ekiliyor. Bu halüsinasyon,baş ağrısı ya da psikolojik kökenli olarak yapılan işlerdi.

Koku algısı bu kadar önemli?
Amigdala beynimizin ilkel yeridir. Hiçbir algımız amigdalada yer almaz. Oraya mesaj gönderemezsiniz. Yeme içme alışkanlıkları, uyku düzeni ihtiyaçlarımız gibi sadece ilkel benliğimiz yer alır. Oraya hükmedemiyoruz. Orada sadece koku algısı yer alır. Bilinci kapalı, yoğun bakımda yatanları da artık kokuyla tedavi başlıyor. Çünkü ana getirmek var. Kokuyla ilgili yapılan araştırmalar daçok ilginç sonuçlar elde ediliyor. Mesela 1777 yılında İngiltere Katolik’le yönetiliyor. Katolikler sadece ölümle boşanabiliyorlar. Başka türlü boşanamıyorlar. Bir grup katolik erkek artık kraliyete kadar çıkıyor, diyorlar ki “Benim bu kadınla evli olmama imkan yok. Evlenmiş olamam. Bir şey var. Yapılan araştırmalar sonucu anlaşılıyor ki; kadınlar erkekleri evlenmeye ikna eden bir koku formülü kullanıyorlar. İngiliz arşivlerinde var. Ömrüm yeterse Osmanlı arşivlerinden sonra İngiliz arşivlerini araştıracağım. Kokuyla ilgili çok fazla mesaj veriyorsunuz. Kokuyla bir insanı saldırganlaştırabilirsiniz de uysallaştırabilirsiniz de. Çünkü direkt hormonlara hükmediyorsunuz. Tabii bu kişiden kişiye göre değişir. Tek bir koku herkeste aynı etkiyi yaratmaz.

Doğru koku seçiminde de hatalar yapılıyor mu?
Biz doğru parfüm seçimini de yapamıyoruz. Burun zevkine göre koku alma hastalığımız var .Ya da birinde A markasını beğeniyoruz, çok hoşumuza gidiyor, ondan alıyoruz. Ama onda durduğu gibi bizde durmuyor. Burnumuz seçti ama tenimizin de onayı var. Ten salgısına göre kokuyu seçmek lazım. Başkasında baharatlı duran bir şey bizde tatlı durabilir. Çünkü bizim bir ten aromamız var. Bu ten aroması yeme içme alışkanlıkları, uyku düzeni, yaş döngüsü, kullandığımız ilaçlar gibi pek çok şeyden etkileniyor. Bu yüzden hepimizin teni farklı kokuyor.

Sonuçta piyasada satılan ürünlerden alıyoruz. Bu seçimde nelere dikkat etmek gerekiyor?
Mesela parfümü bileğimize sıkıp yarım saat bekleyelim. Sıkıldığı anki algılanan koku yanıltır. Önemli olan bizim hoşlanmamız. Başkaları beğenir mi derdine düşmeden. Sunulanı tercih etmek diye bir şey olamaz. Eğer özgürseniz kıyafette de özgürsünüz, yemekte de özgürsünüz. Kimseyi rahatsız etmediğiniz sürece kokuda da özgürsünüz. İstediğinizi kullanabilirsiniz. Size iyi geliyorsa zaten siz o iyilikle, o psikolojinin yüksekliğiyle, enerjiyle, etrafınızda çok farklı bir şey sezeceksiniz. Beğenmediğiniz bir kokuyu kullanmak, beğenmediğiniz bir kıyafeti giymek sizi zaten demoralize eder. Burada sizi siz yapan kokuları bulmak gerekir. Günde en fazla iki koku denemek doğrudur. Sağ ve sol bilek içerisine sıkıp hemen karar vermemek lazım. Çoğumuz kokuyu sıkıyoruz hemen kokluyoruz. Olmaz. Parfümün ten ile kaynaşma süresi yarım saattir. Yaptığımız en büyük hata elimizin, kolumuzun üzerine 10 cm arayla 10 ayrı koku sıkıyoruz. Bu şuna benziyor; bir soyunma kabinine girip denediğiniz pantolonun üzerine etek giymek, onun üzerine elbise giymek, üzerine bikini giymek gibi. Muhakkak tende denememiz gerekiyor. Kâğıttan koklamak, internetten gördüğünüz elbiseyi denemeden almak gibi.

Koku Osmanlı’dan bu yana bizim için önemli görünüyor. Ama en güzel parfümler neden Fransa’dan çıkmış?
Fransa Araplarla yaptığı savaşlar sonucunda kokuyu keşfediyor. Şövalyelerin yapmış olduğu şeyler. Çünkü savaş büyük bir etkileşim. Savaşlarla Avrupa’ya çorba, kaşık kullanmak gibi kültürler giderken kokulu yağlar da gidiyor. Fransa başarılı. Şu anda parfümün başkenti. Bunun için de haklı gururunu yaşamak zorundalar. Çünkü aldılar ve geliştirdiler. Biz baskılamaya başladık. Kokulu yağlar alkolle birleşip parfüm denen sektör oluşuyor. O döneme kadar alkolle parfüm yok zaten. Yağ halleri, öz halleri, çiçeğin yağı, portakalın yağı yağ kullanılıyor. Alkol girdiğinde içindeki özler mesaj verme özelliğini yitiriyor. O andan itibaren güzel koku oluyor. Fakat oraya kadar bir mesaj verme, tedavi amaçlı kullanılmış. 700’lü yıllarından sonra, Türkler Müslümanlığı kabul ettikten sonra Türkler’in de hayatına kokular giriyor. Bunun sebebi Peygamber Efendimiz (s.a.v)’in kokuya vermiş olduğu önem Osmanlının gündelik hayatında kokuların ön planda olmasının en büyük sebebi aslında İslamiyet’te kokunun sünnet olmasıdır. “Bana üç şey sevdirildi; gözümün nuru namaz, güzel huylu kadın ve koku” Peygamber Efendimizin hadislerindendir. “Size ikram edilen 3 şeyi reddetmeyin. Koku , süt, minder yani misafir etmek.” Düşünün; yani size koku ikram edildiğinde reddetmeyin diyor. O bir nimet ve kokuya yaptığınız şey müsriflik sayılmaz diyor. Cennetten çıkan 8 koku vardır onlardan bir tanesi misk-i amber ve güldür. Peygamber Efendimizin ten kokusunun gül kokusunun olmasıdır. Gül kokusunun şifa enerjisi 320 Mhz dir. Sabah biz uyandığımız andan itibaren beynimiz de 320 Mhz ile uyanır. Gün içerisinde kaygı, endişe, stress, trafik sorunu, o, bu derken 10-15 Mhz yavaş yavaş düşer. Kırmızı gül kokladığınız andan itibaren de tekrardan 320 Mhz ‘e çıkar. Bu yüzden yatan yatalak hastaların ayaklarına, bileklerine gül yağı sürerler . Dünyanın en güzel gül yağları Isparta’dadır. Gerçek gül suyudur ve gerçekten şifadır. Osmanlı yemeklerinde, tatlılarında kullanmış.

Koku bugün sadece kozmetik anlamda mı rağbet görüyor?
Kokunun biz gündelik hayatımızdaki yerini unuttuk. O kadar koşturmaca stres var ki; bizim hayatımızdaki önemini unuttuk. Görme engelli olursak hayat kalitemiz düşer ama koku körlüğü olursa hayatımızda çok bir şey değişmez. Onun için biz koku algısının ne olduğunu bilmiyoruz. Doğduğunuz andan itibaren son nefesinizi verene kadar dur duraksız çalışan tek algımız koku algısıdır. Uyurken gözlerimizi kapatıyoruz, duymuyoruz, dokunmuyoruz, yemiyoruz, konuşmuyoruz ama her an nefes alıyoruz. Koku nefesle Rahmana bağlanan tek algı. Kuranda Enfal suresi 44-47 yazar; “ Birbirinizle gıybet etmeyin. Sizden önce kokunuz gider.” Öfkelendiğimiz , negatif konuştuğumuz ,korktuğumuz, üzüldüğümüz an farklı kokarız.

Çocuklar da kokuların bu eşsiz nimetinden yararlanabilirler mi?
Çocukların bilinç altı çok farklı çalışır. O yüzden çocuklar parfüm ve kokuyla daha ileriki yaşlarda tanışmalı. Doğal kokular bile 7 yaştan sonra sürülmeli. Onların zaten çok muhteşem kokuları var ve dünyaya ilk kokuyla adapte oluyorlar. Anne karnında gelişen tek algı koku algısıdır. Dünyaya geldiğinde bütün algıları kapalı. Duymuyor, görmüyor, konuşmuyor ama kokuyla anlaşıyor. Koku algısı ilkel bölüm olduğu için 7 yaşına kadar onu hayatta tutuyor. Ona koku sürmememiz gerekiyor. Çok güzel şekerli vanilyalı kokularımız var ama kaş yaparken göz çıkarmamamız lazım. Etiklik bizim için çok önemli. Kimyasallar mümkünse hayatımızın içerisinde olmamalı. Parfümler olmalı ama içerisinde ne olduğunu bilmeliyiz.

Kokularda cinsiyet ayrımını nasıl yapıyorsunuz?
Kokuların cinsiyeti yoktur aslında. Gülü erkek de kullanır, sandal ve anasonu kadın da kullanır. Bazı bayanlar erkek parfümü kullanıyorlar. Çiçeğin cinsiyeti yok . Her kokuyu herkes kullanabilir ama bazı beylerde feminen durduğu için istemeyebilirler. Bayanları da rahatsız edebilir o yüzden tenine göre seçmekte fayda var. Mesela bir anda bizi pozitif hissettiren koku vardır. Koku bir anda enerji verir. İştahımızı açar. Sürekli bir parfüm değiştirmek de doğru ,uzun yıllar kullanmak da. Bunlar tercihle alakalı şeyler.

Gece ve gündüz parfümü neye göre değişir?
Mantık şudur; sabah uyandığınızda burun hassas olduğu için yoğun kokular yorar. Ama ikindi saatlerine doğru artık koku algısı yorulmuştur ve hassas kokuları alamaz. Onun için yoğun kokuları daha iyi alır. Gece dediğimiz parfümleri gündüz sıkarsanız rahatsız eder. Gece parfümü ayarlanırken daha ağır kokular tercih ediliyor.

Ve kahve koklamak. Parfüm seçerken gerçekten etkili bir yöntem mi?
Parfüm seçimi yaparken asla kahve koklamayın. Kahvenin yoğun bir aroması vardır. Ve parfüm seçerken farklı kokuları koklamaktan yorulan buruna kahve gibi yoğun aroması olan bir madde koklatırsanız burun şoklanır ve beğenmeyeceği bir kokuyu bile netleştiremez. İyi Parfümler de havayla temas ettikten sonra bozulabiliyor. Ama iyi baktıktan sonra parfümünüzün bir yıl ve on sekiz ay arası dayanmasını sağlayabilirsiniz. Dökme değil spreyli şişeleri tercih edin. Bunun en önemli nedeni, ellerinizle temas eden parfümün bakterilere açık hale gelmesi ve daha kısa zamanda bozulması. Ayrıca spreyli parfümleri kullanması çok daha ekonomik.

Add comment

2 × = 14